Gönlümden gönlüne sevgi seli,
Akıyor bak ince ince.
Sevdam sarıyor ipek tenini,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Gözlerimizde doğdu bizim sevdamız,
Yüreğimizin sıcaklığı ile büyüttük.
Duygularımız dile geldi, biz sevince,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Ellerimiz kenetlendi, yüreğimiz gibi,
Mutluluktan uçuyoruz, melekler gibi,
Öyle huzuluyuz ki, cennette gibi,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Sırılsıklam sarhoşuz biz mutluluktan,
Daha ne isteyebilirim ki, ben Allahımdan,
Tüm sevenlere de versin, bizim sevdamızdan,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Ruhumu bir sarmaşık gibi, sardın bebeğim.
Gönlüme bir güneş gibi, doğdun bebeğim.
Allah nazar değdirmesin bu sevgimize,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
30.12.2007
KARAMAN
MUTLULUK YAĞMURU
GÜNAYDIN AŞKIM
Günaydın aşkım,
Bugün çok güzel ve çok zarifsin.
Benim aşkım olduğun için,
O kadar mutluyum ki,
Anlatamam.
Ve bende, Söz veriyorum sana aşkım,
Sende ;
Yeryüzünün en mutlu kadını olacaksın.
Günaydın aşkım,
Yine bir melek gibisin bugün.
Saçların dalga dalga, ipek gibi.
Gülümsediğinde, yüzündeki o gamzelerin,
Yüreğimi liğme liğme eritiyor benim.
Söz veriyorum sana aşkım,
Yüzündeki o tatlı tebessümlerin,
Hiç eksik olmayacak senin.
Hayatım, birtanem, aşkım.
Sen, herşeyin en güzeline layıksın.
Sana mutlulukların en güzelini,
Şiirsel bir mutluluk vadediyorum.
Ben, mutluluğumuz için,
Yüreğimi, canımı ortaya koydum aşkım.
Gözünde bir damla yaş,
Yüzünde bir hüzün.., Gördüğüm an,
Ben bu cana,
İnan ki, son veririm..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
29.12.2007
KARAMAN
SENSİZLİKTEKİ ÖZLEMİM
Sensiz geçen yıllarda,
Anılarla avundum aşkım.
Ama anılar yetmiyor bazen.
Yüreğim seni,
Gezdiğimiz sahillerde,
Çay içtiğimiz, erguvan parkında arıyor.
Yüreğim,
O sımsıcak ellerini,
Yeşil buğulu gözlerini özledi.
Yüreğim,
Bahar kokulu sevdiğini özledi.
Ama merak etme aşkım,
Sensiz geçen yıllarda,
Sana olan sevdamı,
Yarınlara taşıdım.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
27.12.2007
KARAMAN
BİR AŞK HİKAYESİ
-*Bizimkisi bir aşk hikayesi
Siyah beyaz film gibi biraz-
Ne güzel günler yaşamıştık seninle,
Okulda, evde, parklarda, cafede.
El ele, göz göze.
Sonsuz bir sevgiydi bizimkisi,
Ve çağlayanlar gibi.
Birlikteliğimizin üçüncü yılında,
Sen yanıma taşınmıştın.
Sevdamızın en güzel günleriydi, o günler.
Seninle aynı yatağı bile paylaşmıştık.
Üçüncü yılı biterken okulun,
Ailelerimizin yanına dönmemek için,
Ne yalanlar söylemiştik.
Ama, ağlayarak binmiştin otobüse,
Sen otobüste, ben aşağıda ağlıyorduk.
Hatırlıyor musun aşkım,
Ne kadar zor ayrılmıştık.
Son sınıfa geçmiş ve,
Okul biter bitmez, evlenmeye karar vermiştik.
Ama sen,
Sen, parmağında bir yüzükle dönüvermiştin.
O an, dünyam yıkılmıştı sanki,
Sen nedenlerini söylemeye çalışırken,
Ben, ne duyuyor, ne görüyor, ne de düşünebiliyordum.
Yaşam bitmişti benim için.
Aynı bölümdeydik.
Seni her dakika görmeye dayanamazdım artık.
Ve ben,
Son sınıfı dondurarak, kaçmıştım.
Senin huzursuz olmaman,
Ve yıkıldığımı görmemen için,
Okulu bırakmak zorunda kalmıştım.
Ve ben, bir yıl kayıptan sonra,
Okula dönmüştüm. Sen ise okulu bitirmiştin.
Ama ben, eski ben değildim,
Hiç bir şeyin tadı yoktu artık.
Soyutlamıştım kendimi herşeyden.
Yalnız başıma bir serseri gibi,
Okula gidip geliyordum, her şey yalandı.
Gerçek olan ise;
Seni hala unutamamıştım.
Son dönemiydi okulun,
Diplomanı almak için geldiğini duydum.
Acıyla sarsıldı yüreğim.
Ama yine de,
Seni uzaktan da olsa görmek istedim.
Hamileydin,
Hamilelik ne güzel yakışmış sana,
Zaten çok güzeldin, daha bir güzel olmuşsun.
Seni görünce dayanamadı yüreğim,
Kanamaya başladı yine.
Ne vardı sanki gelecek,
Diplomanı postayla isteyemezmiydin.
Beni sormuşsun, arkadaşlardan.
"Çok kötü, istersen bir gör,
Moral verirsin biraz" demişler, benim için.
"Karşısına çıkmaya cesaretim yok,
Sanırım, o da beni görmek istemez" diyerek, kabul etmemişsin.
"Çok acı çektirdim ona, ahı tuttu herhalde,
Boşanıyorum zaten" demişsin.
Duyduğumda çok üzüldüm,
Tanımadan evlendiğin adam,
Dersanade, öğrencisine aşık oldu demek.
Sana bunu nasıl yapabildi ?
Gerçekten de çok ahmakmış kocan.
"Herhalde ahı tuttu" derken ciddi değildin, değil mi ?
Olamazsın da zaten.
Ben sana ahedermiyim hiç aşkım,
Yüreğim param parça da olsa,
Ben sana, hiç ahetmedim.
Ben Allahımdan, senin mutlu olmanı istedim.
Senin mutlu olman için, sadece dua ettim.
Sadece dua ettim aşkım, sadece dua.
İnanır mısın ?
Seni hala deliler gibi seviyorum aşkım.
Diplomanı alıp okuldan ayrılırken,
Peşinden koşmak istedim.
Ellerinden tutup,
"Gitme, n'olur" diye yalvarmak istedim.
Ama ;
Yapamadım aşkım yapamadım.
Gözümden yağmur gibi inen yaşlarla,
Arkandan el sallayıp,
Yalnızca ;
"Elveda aşkım elveda" diyebildim.
Elveda....
*Üstad Kayahan'a saygılarımla.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
27.12.2007
KARAMAN
MUTLULUĞUM SENİN ELLERİNDE
Oturdum deniz kıyısına,
Martıları gördüm önce,
Denize pike yapan martılar, çığlık çığlığa,
Neşeli mi neşeli.
Benim se,
Düşüncelerim karma karışık,
Duygularım endişeli.
Kalbim mi ?
Kalbimi bilmiyorum,
O., Sende.
Karadenizin dalgalarını biliyorsun,
Olabildiğine acımasız,
Olabildiğine hırçındır.
Sende hıçınlığını,
Dalgalardan mı aldın aşkım ?
Aynı dalgalar gibisin,
Kayboluyorum sende.
Oturdum deniz kenarına.
Güneş batıyor,
Ve gurup vakti başladı.
Deniz alev alev yanıyor.
Yüreğim gibi.
Yanıyor yüreğim benimde,
Dermanı sende.
Ay doğuyor,
Birazdan yakamozların dansı başlayacak.
Uzat elini aşkım,
Gel dans edelim.
Bırak yüreğini yakamozların ritmine,
Mutluluğumuzun dansı olsun bu.
Mutluluğum sende,
Senin..,Ellerinde...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
10.08.2001
KARAMAN
SENİ ARIYORUM
Yine sensiz dolaştım ıhlamur parkını,
Ellerini aradım, ellerimin arasında.
Çıplak ayakla dolaşmayı sevdiğimiz sahilde,
Gözlerini aradım, denizin mavisinde.
Yoksun, ne evde, ne okulda, ne de cafede.
Sordum seni, gezdiğimiz her yerde.
Bir tek resmin kaldı sevgilim, yalnızca elimde,
Kokunu aradım, gül bahçelerinde.
Gittiğinden beri sızlıyor yüreğim.
Mutlu bir dünya kurmaktı, benim emelim.
Bak, umutla bekliyor yolunu gözlerim,
Sevdamı aradım, gönül bahçelerinde.
Seni sordum Kemal'in yüreğine,
Hala sıcaklığın ve sevdan varmış, en güzel yerinde.
Cennetten kovulacağımı bile bile,
Seni aradım, meleklerin güzelliğinde..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.7.2007
KARAMAN
KIRMAYIN KALPLERİ
Çok üzgünüm, kırdım birtanemi,
Güller, orkideler gönderdim, yine affetmedi.
Acı biberler basın, dağlayın dilimi,
Bir anlık kıskançlıkla, kırdım birtanemi.
Sırcalı bir cam gibiymiş yüreği,
Anlayamadım, birdenbire kırılıverdi.
Kelimeler yetersiz kalır, anlatamam, o kadar pişmanım ki,
Ne yapsam, ne etsem imkansız, olmuyor tamiri.
Şu an birtanemden, daha üzgün, daha bedbahtım,
Yüreğimin kanı çekildi sanki, çok ama çok acıyor canım.
El ele, göz göze, dolu dolu yaşamak varken sevgimizi,
Yeter ki affetsin, bir daha kırarmıyım birtanemi.
Kemal der ki ; Deymez bu dünyaya, kırmayın kalpleri,
Sevgi çok kutsaldır, incitmeyin birbirinizi.
Şiirsel bir sevda için, neler feda edilmez ki,
Ne duruyorsunuz, hadi ; Koyun ortaya yüreklerinizi...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
21.12.2007
KARAMAN
ALINYAZIM
Seni yazmak istedim kitaplara,
Herkes sevgilim olduğunu okusun diye.
Ama kağıtların sararmasından,
İsminin solmasından korktum.
Ben senin, sararıp solmanı hiç istermiyim, sevgilim.
Herkesin seni çok sevdiğimi görsün diye,
Rengarenk gökkuşağına ismini yazmak istedim.
Ama gökkuşağı çabuk kayboluyor,
Ben senin de kaybolmanı hiç istermiyim, sevgilim
Yüreğime yazmak istedim seni,
Baktım, zaten yüreğimin en güzel yerindesin.
Ama yüreğimde olduğunu kimse bilmiyor,
Yüreğime yazsam seni, yine kimse görmeyecek ki.
Ben ;
Cümle alemin,
Senin, sevgilim olduğunu görsün istiyorum.
En sonunda seni,
Anlıma yazdım bitanem.
Herkes görüp, sevgilim olduğunu anlasın diye.
Böylece sen benim,
ALINYAZIM oldun, sevgilim..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
16.12.2007
KARAMAN
Gönderen
Kemal Küçüktekin
zaman:
10:48
0
yorum
Etiketler: alınyazısı, sevda, sevgili
BİR MESAJ YETER
Mehtaplı bir gece,
Ayın ondördü olmalı.
Hava açık, gökyüzü ışıl ışıl.
Yıldızlar birbirine durmadan göz kırpıyorlar.
Ve dışarıda bir Ağustos böceği,
Sevgilisine serenat yapıyordu.
Geç kalmış bir yaz gecesi,
Yine çok uzun olacak.
Uykusuz,
Ter basacak kıskançlık krizlerinden.
Ne kadar zormuş bu aşk,
Hele sevdiğinden ayrı kalınca, ne çok batıyormuş.
Okul kapanalı bir hafta olmuştu.
Koskoca bir hafta ve isyan dolu.
İzmir'de aynı fakültede okuyorlardı.
Ama şimdi o,
Ailesinin yanında Samsun'daydı.
Her gün, en az 10-15 kez aramış,
Ulaşamamıştı.
O ise ; Hiç ama hiç aramamıştı.
Mehtaplı güzel bir gece.
Balkonun altından bir çift geçti,
El ele, gülerek ve sarmaşdolaş.
Onları görünce yüreği daha çok sızladı.
Kafasında soru işaretleri.
O anda mesaj geldi ;
"Beyninin değil, dinle sesini yüreğinin,
Ben burada yalnız değil, seninleyim."
Sevinçten bir hoş oldu, çıldırabilirdi.
Yüreği bir kuş gibi yerinden uçacaktı.
Günlerce beklediği bu güzel mesaj için,
Gözünü kırpmadan, canını bile verebilirdi.
Hemen telefonu açtı,
Anlaşılan, bu gecede uykusuz geçecekti..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
15.12.2007
KARAMAN
. ÖLÜMSÜZ SEVGİ
Deniz gördü seni,
Gözlerini gördü, mavi mi mavi.
Kıskanmıştı biraz.
Ama, topladığı yakamozları,
Bir konfeti gibi saçlarına serpti.
Deniz, çok sevmişti seni.
Bahar gördü seni
Rengarenk sevda çiçekleri getirmişti.
Yüzünde, tatlı mı tatlı güller açtığını görünce,
Çok sevindi.
Çiçeklerden topladığı o güzel kokuları,
"Bahar kokulu bir sevgili ol" diyerek, sana verdi.
Bahar, seni çok sevmişti.
Muhabbet kuşları gördü,
El ele, diz dize, göz göze bizi.
Kıskanmışlardı.
Fısıldadılar kulağımıza ;
"Sözde bizim adımız muhabbet kuşu,
Sizi yalnız biz değil, tüm sevdalılar kıskandı."
Muhabbet kuşları, çok sevmişlerdi seni.
Herkesin görüp, aşık olduğu kadar,
Öyle güzel, öylesine sevimlisin ki,
Bir melek gibisin sanki,
Ama ; İlk önce ben gördüm,
Ve ölesiye sevdim seni.
Allah şahidim olsun ki sevgilim,
Benden daha fazla,
Kimse sevemez seni.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
14.12.2007
KARAMAN
İNSAN AVI
Uzun bir yolculuktan sonra,
Nihayet gelebilmişti baraja.
Hem bir haftanın yorgunluğunu, stresini atmak,
Hemde amatörce yapıp, haz duyduğu,
İnsan avlamak için gelmişti buraya.
Bagajdan olta takımlarını ve sepeti çıkardı.
Sepette insan avlamak için yemler vardı.
Bir taşın üzerine oturdu balık,
Günlük gazeteleride yanına aldı.
Önce bir bira açtı,
Daha sonra oltasına takmak için,
İnsan yemlerini çıkardı.
İlk önce oltaya, et takmayı düşündü.
Ama insan ; Et yemeği çoktan unuttuğu için,
Oltaya pek gelmiyor, dedi ve vazgeçti.
Balık, bugün ciğerle başlayayım dedi,
İnsan ciğerede,
Kedinin ciğere bakması gibi, bakmasına rağmen,
Tadını unuttuğu için,
Kuşkuyla oltaya yaklaşıyordu.
Şu insanda da, hiç damak zevki kalmadı, dedi balık.
Balık, en sonunda ekmek takmaya karar verdi.
Nasıl olsa insan ;
Ekmekten vazgeçemiyor,
Ekmekle karnını doyuruyordu.
Çeyrek ekmeğe yakın bir ekmek takıp,
Rastgele diyerek, oltasını fırlattı.
Ve balık,
Başladı insan avlamaya.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
13.12.2007
KARAMAN
GERÇEK SEVGİ
Bu sabah naz yapmak istemişti canı,
Karısı İnci hanımın ;
"Uğur bey, ben çayı demliyorum,
Hadi sende simit al, sıcak sıcak" demesini,
Saçlarını okşayarak uyandırmasını, bekledi.
Ama yüreği acıyla sarsıldı,
Yatağın içerisinde, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı,
Biricik eşi, İnci hanım öleli, bir ay olmuştu.
Kalktı Uğur bey,
Koskoca evde tek başına kalmıştı.
Oğlu İstanbul'a, kızı Erzurum'a dönmüşlerdi.
Damadı izin alamadığı için gelememişti.
Ama ; İnci hanımın çok sevmesine rağmen,
Gelini cenazeye gelmemişti.
61 yaşındaydı Uğur bey,
Son bir ayda yaşadıkları,
On yıl daha da yaşlandırmıştı sanki adamı.
Şimdi hayatta yapayalnızdı.
Ve o hayat, o kadar zorlaşmıştı ki,
Tek başına göğüsleyebilmesine gücü yoktu.
Ev boğuyordu, sığamıyordu eve,
Her oda da İnci hanımın sesi yankılıyordu kulaklarında,
Hangi odaya girse, İnci hanımı görüyordu.
Attı kendini dışarıya.
Bir simit alarak parka oturdu,
Evde yemekte yiyemiyordu artık,
Her lokma düğüm düğüm boğazına düğümleniyordu.
Halbuki bir ay öncesine kadar,
Tek başına dışarıda hiç yemek yememişti.
İnci hanımla, her lokmayı sevgiyle paylaşmışlardı.
Çiçekciden yine, köklü olarak üç karanfil aldı,
Biri oğlu, biri kızı, biride kendi içindi karanfillerin.
İnci hanımın mezarına, özenle dikti,
Tek tek suladı onları.
Ve bir ay boyunca her gün,
Dikmiş olduğu karanfillerle,
İnci hanımın mezarı karanfillerden görülmüyordu.
Çünkü ; İnci hanım karanfilleri çok seviyordu.
Yüreği acısada, paramparça olsada,
Ayrılamıyordu,
Her zaman olduğu gibi, oturdu mezarının başına.
Ve İnci hanımla dertleşmeye başladı yine.
İnci hanıma ;
Ben ölmüş olsaydım, yapabilirmiydin yalnız başına, diye sordu.
Gerçekten İnci hanım yapabilirmiydi yalnız,
Bu acımasız dünyada,
Düşünmek istemedi bile.
"İnci için daha zor olurdu hayat,
Benden daha çok acı çekerdi" diyerek, kendisi cevapladı sorusunu.
Zaman su gibi akıp geçmişti yine,
Havanın kararmaya başladığını farketti.
Üzülerek kalktı ;
"Yarın yine gelirim hayatım,
Ölünceye kadar seni yalnız bırakmayacağım" dedi.
Ve Uğur bey,
Ellerinde karanfillerle her gün,
Kar, yağmur, çamur demeden,
Sabah sekizde geliyor, akşam beşte eve dönüyordu.
"Gerçek Sevgi" dedikleri, Herhalde bu olmalıydı.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
10.12.2007
KARAMAN
AŞK ACITIR/ MIŞ
Bu günlerde aşk konusunda,
Herkes birşeyler söylüyor, herkes uzman kesilmiş.
Aşk acıtır, ağlatır diye, ahkam kesiyorlar.
Yok, yemeden içmeden kesilirsin,
Yok, uykuların kaçar uyuyamazsın,
Gözünde yaş eksik olmaz,
Kalbin kan ağlar, falan filan.
Geçin bunları kardeşim geçin.
Ben yıllardan beri aşığım,
Ne kalbim acıyor, ne de uykularım kaçıyor.
Üstelik rahat rahat, huzur içinde uyuyorum.
Evet, ben yıllardan beri aşığım, hemde sırılsıklam.
Ben, her mevsimi ayrı bir güzellikte olan doğaya aşığım.
İlkbahara, yaza, kışa, sonbahara ayrı ayrı aşık oluyor insan.
Bahar; Yeşiliyle, mavisiyle bir huzur vadisi sanki.
Bülbüller, serçeler hep beraber şarkı söyler,
Kelebeklerin bazısı vals, bazısı tango yapar rengarenk.
Ve temiz bir hava, ciğerlerine istediğin kadar çek.
Kışın ise; Her yer bembeyaz,
Saflığın, temizliğin sembolü kar.
Çık dışarı yuvarlan üzerinde, rahatlarsın.
Uzun gecelerinde ise;
Kitap oku, şiir yaz, istediğin kadar özgürsün.
Sonbaharda, sarı renklere aşık olursun.
Yaprakların ağaçtan mahsun ayrılışını izler,
Onlarla beraber üzülürsün.
Göçmen kuşların neşe içerisinde eve dönüşlerini,
Karıncaların telaş içerisinde,
Bir oraya, bir buraya koşuşturduklarını görüp, gülümsersin.
Rısk aylarıdır Sonbahar, yağan yağmurlarla sevinirsin.
Evet ben aşığım, aşık olmak ne güzel bir şey.
Ne canım acıyor, ne de aşk batıyor.
Ayrıca ben sırılsıklam denizede aşığım.
Mavisine, güneş batarken kızıla boyanmasına, gurup vakitlerine.
Ayışığında yakamozların göz kırpışlarına,
İyot kokusuna,
Kumsalda çıplak ayakla yürümeye, aşığım.
Denizle;
Kan-ter içinde kalıncaya kadar şakalaşır, oynaşırız.
Ve deniz benim hiç canımı acıtmıyor.
Ben denizede aşığım hemde sırılsıklam.
Efendim.., anlayamadım..,
Siz.,
Siz, güzel bir kadına aşık olmaktan mı bahsediyorsunuz?
"Hele bir güzele aşık ol" mu diyorsunuz.
Hadi canım sende..,
Allah korusun :
Ben daha delirmedim...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
16.03.2006
KARAMAN
ADIN SEVDA OLSUN SENİN
Seni ilk gördüğümde,
Gözlerimi senden alamadım.
Fidan gibi boyun, kumral saçların, ela gözlerinle,
Yer yüzüne inmiş bir melek gibisin.
Yüreğimde yangınları başlattı,
Yüzündeki o tatlı tebessümlerin.
Cesaret edip soramadım ama ;
Adın sevda olmalı senin..
Bir kış günü görmüştüm seni,
Her yerde kar vardı, hava soğuk mu soğuk.
Yüreğime yağan karlarda buz tutmuştu sanki.
Ama, güneş gibi yüzün, sımsıcak yüreğinle,
Dünyama giriverdin.
Bir bahar havası estirdin.
Yüreğimdeki çağlayanlar coştu, etrafta cıvıl cıvıl kuş sesleri.
Havada ;
Hem buram buram bahar,
Hem de buram buram aşk kokusu.
Ve şimdi bir başka çarpıyor yüreğim.
Başıma taç yaparım inan,
Yeter ki ;
Adın sevda olsun senin.
Neler oldu bana, bende anlayamadım.
Elim ayağım dolaşıyor, sarhoş gibiyim.
Gecelerimde, gündüzlerimde, düşlerimde,
Her yerde sen varsın, sen ve ela gözlerin.
Mutluluktan,
Bir kelebek gibi yerinde duramıyor şimdi,
Yıllardır pas tutmuş yüreğim.
Çok ama çok güzel duygular bunlar,
Ve seninle her şeye varım ben,
Yeter ki ;
Adın sevda olsun senin..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
07.07.2005
KARAMAN
HEYBEDEKİ YALNIZLIK
Oturdum,
Bir şiir yazayım,
Gruba göndereyim diye düşündüm.
Baktım, haftanın konusu,
"Heybedeki Yalnızlık" mış.
Tam bana göre dedim.
Doğduğumdan beri yalnızım zaten.
Kalbim yalnız, ruhum yalnız, ben yalnızım.
Yalnızlıkla o kadar kaynaştık ki,
Benim bir arkadaşım, dostum oldu yalnızlık.
Ama ;
Ama, insan dostunu, arkadaşını,
Hiç heybeye koyar mı?
Dostumu heybeye yakıştıramadım.
Vazgeçtim bende şiir göndermekten..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
09.12.2007
KARAMAN
ÖFKE
İşte sessizlik sesimizle buluşuyor,
Fırtına öncesinin sessizliği bu.
Yüreklerimizdeki vatan sevdamızın coşkusu,
Meydanlar ayak seslerimizle inleyecek.
Yüzbinlerin sesi öyle gür çıkacak ki,
Bu vatana ihanet eden kişiliksizler,
Kendi yalnızlıkları içinde eriyecek.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
08.12.2007
KARAMAN
BEKLİYORUM
Biliyorsun,
Ben beklemeyi hiç sevmiyorum,
Ama seni;
Susuz kalmış bir Nergisin,
Bir damla su beklediği gibi, bekliyorum.
Yokluğunda canım,
Öyle özlüyorum ki seni,
Kuraklıktan kavrulmuş toprağın,
Yağmuru özlediği gibi, özlüyorum.
Öyle özlüyorum ki seni bir tanem,
Çiğdemin baharı özlediği gibi, özlüyorum.
Gel artık meleğim,
Sevgiye muhtaç bir çoçuk gibi,
Senin yolunu bekliyor yüreğim.
Annesini emmek için bekleyen bir kuzu gibi,
Sana kavuşacak günü bekliyor gözlerim.
Gel artık kor yüreklim,
Sabırtaşı değilim.
Ama ;
Kavuşma günümüz mahşerde olsa bile,
Ben seni,
Ölümüne bekliyorum..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
07.12.2007
KARAMAN
SABIRTAŞI
Biliyor musun,
Kalbin taş gibi.
Erzurum mu, Eskişehir mi yoksa granit taşı mı,
Bilmiyorum.
Öyle hissiz ve sevgisizsin ki,
Yüreğin gerçekten taş gibi.
Seni çok ama çok sevdiğimden,
Senin vurdumduymaz ve kaprislerinden,
Bende taş gibi oldum.
Ama ;
Sabırtaşı.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
06.12.2007
KARAMAN
ÇARESİZLİĞE İSYAN
Saat 6,
Akşam olmuştu.
Hava acımaya başlamıştı.
Kucağındaki inşaatlardan topladığı,
Tahta parçalarını yere bıraktı adam.
Yüzünde bir tedirginlik vardı, yüreğinde isyan.
Gecekondunun kapısını açıp, içeri girmeye çekiniyordu.
Bu günde iş bulamamıştı.
İş bulamadığı her gün,
Karısının ve çoçuklarının yüzüne bakamıyordu.
"Ah., bir bahar gelse" diye mırıldandı.
O zaman işsiz kalmıyordu.
İnşaatlara, bahçe sulamaya, çapaya gidiyor,
Ne iş bulsa çalışıyordu.
Sigortası olmuş olmamış arama lüksü yoktu.
"Ah.. Bir bahar gelse" dedi.
Ama kış yeni başlamıştı.
Daha dört ay vardı bahara.
Nasıl geçireceklerdi bu kışı.
İsyanından mı yoksa öfkesinden mi,
Duvara bir yumruk vurdu.
Eli kanayarak içeri girdi adam.
Çoçuklarının ikiside,
lamba ışığında ders çalışıyordu.
Daha elektrik bağlatamamıştı gecekondusuna.
Karısı, yüzüne bile bakmadan, "Hoşgeldin" bile demeden,
"Evde ekmek yok, unda bitti,
Bakkal veresiye vermemiş çoçuklara" dedi.
Bir çoçuk gibi utandı, ensesine kadar kızarmıştı.
Hiç sesini çıkarmadan, ayaklarının üzerinde dönüverdi.
Eli hala kanıyordu ama acısını hiç duymuyordu,
Çünkü; Yüreği daha çok acıyordu.
Karısına diyecek sözü yoktu, haklıydı.
Yıllardan beri her sıkıntıya göğüs germişti karısı.
Ne gençliğini yaşamıştı, ne de kadın olmanın onurunu.
Bakkala gitti adam, bakkalda yüzüne bile bakmadan,
"Borcun 50 lira oldu. Borcunu ödemezsen veresiye yok" dedi.
Hiç bir şey diyemedi, İçi öfkeyle doldu adamın.
Kahveye doğru yürüdü, İçinden de dua ediyordu,
"Tanıdık biri olsa bari, Allahım"
Ellerini ovuşturarak girdi kahveye,
Tanıdık birilerini aradı gözleri.
Ama ne yazık ki tanıdık hiç kimse yoktu.
Yüreği sıkıştı, nefes alamadı bir süre.
Cesaretini toplayarak,
Ezile sıkıla, kahveciden bir 20 lira borç istedi.
Gurur mu ? Gurur da ne ki.
Kahveci Haydar ;
"Yok" dedi, "Herkes çayı veresiye içiyor zaten,
Olsa veririm valla"
O soğukta ter bastı adamı, soğuk soğuk terliyordu.
Çoçuklar evde açtı.
Çöktü sandalyeye, omuzları kendinden önce çökmüştü.
Otuz yaşındaki koskoca adam,
Ufalmış ufalmış, yok olmuştu.
Sandalyeden kalkamadı adam,
Eve, eve nasıl gidecekti.
Nasıl bakacaktı çoçuklarının yüzüne,
Ya karısına, canından çok sevdiği karısına ne diyecekti.
Onlara daha fazla acı çektirmeye,
Üzmeye hakkı yoktu.
Kader..,
Kader dedikleri acı çekmek mi?
Yoksa kader,
Çaresizliğe mahkum olmak mı?
Anlayamadı....
Hiç ama hiç anlayamadı....
Kemal KÜÇÜKTEKİN
04.12.2007
KARAMAN
BU BİZİM SEVDAMIZ
Nakış nakış dokuduk aşkı, özenle dokunan kilim gibi,
Sen gözlerini koydun motiflere, bense yüreğimi.
Nakış nakış dokuduk aşkı, simlerle tel tel,
Sen ruhunu koydun motiflere, bense emeğimi.
Saçlarının telleriyle ilmek ilmek dokuduk aşkımızı,
Gökkuşağının ortasında birleştirdik yüreklerimizi.
Gözlerinin mavisiyle, bir güzel süsledik sevdamızı.
Bu bizim sevdamız, nakış nakış dokuduk.
Biz aşkımızı günlerce, sabırla işledik,
Saygı var dokusunda, sevgi ağlarıyla ördük.
Her ilmekte, ışıl ışıl parlıyor mutluluğumuz,
Biz sevdamızı nakış nakış dokuduk.
Motiflere ; Güneş koyduk, ısındı yüreğimiz.
Motiflere ; Çağlayanlar koyduk, coştu sevgimiz.
Motiflere ; Ateş kırmızısı güller koyduk, alevlendi aşkımız.
Motiflerin ortasına ise ; Biz canımızı koyduk,
Bu bizim sevdamız, nakış nakış dokuduk...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
03.12.2007
KARAMAN
SEVDA ÇİÇEKLERİ
Biliyorsun,
Ben, Ziraat Mühendisi'yim,
Yalnızca sevda çiçekleri yetiştirdim,
Sevdalılar için.
Ama benim, hiç sevda çiçeğim olmamıştı.
Ve seni tanıdım.
Gönlümün bahçesinde,
Katmer katmer,
Sevda çiçekleri açacak sandım.
Şimdi bahçemde,
Sevda çiçeklerinin yerini,
Kan çiçekleri aldı.
Kan çiçeklerini, yüreğimin kanıyla suladım.
Sevdalılara, sevda çiçekleri yetiştiremiyorum artık,
Onlara ; Kan çiçekleri de veremem ki.
Neden sevgilim,
Sevdamızı güzelleştirmek varken,
Sevdalılara ; En güzel,
Sevda çiçekleri yetiştirmek varken,
Neden ; Kan çiçekleri.?
Bak yüreğim kanıyor yine,
Batıyor dikenleri.
Ama, kan çiçeklerinin değil,
Batan ; Senin sevdanın dikenleri...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
02.12.2007
KARAMAN
Gönderen
Kemal Küçüktekin
zaman:
08:03
0
yorum
Etiketler: çiçek, sevda, ziraat mühendisi
BİR ÇOÇUK AĞLIYOR
Tamirci dükkanının önünde,
Bir çoçuk ağlıyor.
Hava soğuk mu soğuk,
Lapa lapa kar yağıyor.
Çoçuk gözyaşlarını bile silemiyor,
Çünkü gözyaşları,
Islanan ellerini daha çok üşütüyor.
Bir çoçuk ağlıyor,
Yaşı oniki ya da onüç,
Ama omuzlarındaki yük, ağır mı ağır.
Ustası, krikoyu düşürdüğü için dövmüş,
Kamyon krikosu, kendisinden de ağır.
Bir çoçuk hıçkıra hıçkıra ağlıyor.
Ayaklarındaki ayakkabı paramparça,
Gömleği yağdan görünmüyor,
Başka gömleğide yok değiştirecek.
Ceketide yok sırtında,
Ceketini alamadan, kovdu ustası.
Bir çoçuk ağlıyor.
Kimse sormuyor niye ağladığını.
Donmak üzere çoçuk.
Hamaldı babası, kamyona buğday yüklerken,
Çuvalların altında kalmıştı.
İlkokul birinci sınıftaydı o zaman.
İki de kendisinden büyük kardeşi,
Okulu bırakıp çalışmaya başlamışlardı.
Anneside öldüğü zaman, üç yaşındaydı.
Bir çoçuk ağlıyor,
Kar yağıyor lapa lapa,
Karlarda, ustası gibi yüzüne yüzüne vuruyor.
Kalktı çoçuk, işsiz kalamazdı.
Abileri değilse eve katmazdı.
Korkudan titreye titreye,
Tamirhaneye girip ceketini aldı.
Sobanın yanında ısınmasınada izin vermedi,
Çıkarkende küfrü bastı ustası.
Babası; Erkek adam ağlamaz demişti,
Aklına geldi, gözyaşlarını saklamaya çalıştı.
Şimdi için için ağlıyordu çoçuk.
Gözyaşları,
Yüreğine damlıyordu.
Ve çoçuk, ellerini nefesiyle ısıtarak,
Ceketini giydi.
Ceket te ceket olsa hani.
Tekrar çırak olarak çalışmak için,
Tamirhane dükkanlarının arasında kayboldu.
Ve şehrin üstüne, lapa lapa kar yağıyordu...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.12.2007
KARAMAN
AĞLARSIN
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Sensiz sefilliğimi bir görsen,
Geceleri gizli gizli ağladığımı,
Hele, yüreğim isyanlardan,
Paramparça kanadığını,
Tutsam ellerinden,
Gör beni desem,
İnan ki; Halime ağlarsın.
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Hele benim, eski ben olmadığımı görsen,
Gidişinin beni nasıl yıktığını,
Teselliği rakı şişelerinde aradığımı,
Sokaklarda;
Senin adını sayıklayarak sabahladığımı,
Bir görsen; Ağlarsın..
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Gecem yok, uykularım delik deşik,
Yılların kabusunu görüyorum, bir gecede.
Hayallerimde bile yüzün puslu artık,
Yaşamanın bir anlamı kalmadı.
Tutsam ellerinden ;
"Zavallı sevgilim" diye, ağlarsın..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.12.2007
KARAMAN
ÖZLEM
Resimlerinde olmasa,
Yazdığın şiirlerinde olmasa,
Yüreğim duracak sanki, özleminle.
Yetmiyor cananım yetmiyor,
Sen gittikten sonra, feri kaçmış gözlerim,
Seni/yüzünü görmek istiyor.
Pas tutmuş kulaklarım,
Sesini duymak istiyor.
Ellerim, ellerinin sıcaklığını istiyor.
Yetmiyor cananım yetmiyor,
Anılarımız yetmiyor.
Gel artık.. Dön artık,
Çaresiz yüreğim seni istiyor.
Boşuna dememiş şair,
"Ayrılıkla ölümü tartmışlar,
Ayrılık ölümden bir dirhem fazla gelmiş"
Anla ki sevgilim,
Ölümden de beter özlemin..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
30.11.2007
KARAMAN
ÇAĞRI
Açın gözlerinizi,
Hem de koca koca,
Görün lütfen; Çirkinlikleri, haksızlıkları.
Üç kuruşa, bırakın emeğin
İnsan onurunun nasıl satıldığı.
Görün; Memurumun,
Çoçuğu para isterken, ezikliğini.
Açın artık kulaklarınızı,
Duyun, emekçilerin çığlıklarını.
Asgari ücret açmazlığı ile,
Çıldıran insanların seslerini.
Uzatın elinizi lütfen,
Gözlerinden zeka fışkıran,
Geleceği olmayan çoçuklara.
Uzatın elinizi,
Kimsesiz yaşlı insanlara,
Bir tas çorba ile ısıtın yüreğini.
Ki onlar ;
Bir tatlı sözede muhtaç.
Yıllardan beri yazıldı, söylendi bunlar.
Ama hiç bir değişiklik olmadı.
Demek ki, Avrupalının kedisi kadar,
Yok benim insanımın değeri.
Yeter artık,
Görün,
Duyun,
Uzatın elinizi,
Değişsin artık insanımızın kaderi.
Lütfen..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.02.2006
KARAMAN
MUTLULUK -4-
Evet, edebiyat ve şiir dostları, yazılarımı takip etmenizden onur duydum. Mutluluk üzerine sizin ilave etmek istedikleriniz olabilir, sizin öngörülerinizede yazılarımda yer vermekten onur duyarım.
Değerli dostlar, mutlu olmak herkesin doğal hakkıdır. Ulaşılmaz bir kavram değildir.Akıl yoluyla mutluluk, insanın kendi elindedir.
Manevi değerlere bağlı mutluluk için ; Yüreğimizde sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü eksik etmeyeceğiz. İnsan olmasını bileceğiz ve karşımızdakilere sürekli insanca davranacağız. Onlarında birer insan olduğunu ve inasanca davranılmayı hak ettiğini aklımızdan hiç çıkarmayacağız.Bu şekilde davrandığımız zaman toplum olarak yok ettiğimiz, insanlık ve insanca yaşamak tekrar kendiliğinden gelecektir.
Aile içerisinde de, eşimize-çoçuklarımıza, ilk önce bir eş, bir baba, bir anne gibi yaklaşmaktan önce, onları bir insan olarak göreceğiz.Eşimize ve çoçuklarımıza davranışlarımız saygılı ve insanca olacak. Siz aile içerisindeki bireylere böyle davrandıkça, daha çok sevildiğinizi, sizinle
gurur dıyduklarını göreceksiniz. Ve o ailede huzur ve mutluluk daha da artacaktır.
Evet, edebiyat ve şiir sever dostlar. Ruhsal haz olan mutluluğa ulaşmak için, emek gerek.
Hemde çok ciddi bir emek. Emek vermeden , mutluluğun kendiliğinden gelmesini beklememiz
safdillik olur.
Biz ilk önce aile içerisinde saygı ve mutluluğu yakalarsak, toplumsal saygı ve mutlulukta oluşacaktır. Toplum içerisindeki saygı ve huzur , ülkesel huzur ve mutluluğu getirecektir.
Evet dostlar, mutluluğu yakalayıp, çevremizede mutluluk vermeye başladığımız zaman, inanın
ki her şeyin daha güzel olduğunu göreceksiniz. Karşımızdakilere güler yüzle, saygıyla davrandığımız zaman, onların mutluluğu, sizi manevi doyuma ulaştıracaktır.
Yalnız ; Toplumsal bir mutluluğa ulaşmamız için ilk önce, yüz kızartıcı törelerden, kalıplaşmış
örf ve ananelerden kurtulmamız gerekir. Kendimizi sürekli okuyarak geliştirmemiz gerekir.
Kendimizi geliştirip, kültürlü, bilgi sahibi bir birey olarak ; Çoçuklarımıza, torunlarımıza
doğru ve gerçek bir eğitim veririz. Onlara her konuda yardımcı oluruz ve gelecekleri için iyi bir dünya kurabiliriz.
Değerli dostlar, yazılarım sevgi ve saygı konularında devam edecektir. Sizlerin değerli katkı- larınızı bekliyorum. Düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim
Hepinize şiirsel mutluluk diliyorum.
Gönül dolusu selam ve saygıları sunarım.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
30.11.2007
KARAMAN
YAZILASI ŞİİRLER
Yazılacak şiirlerim var daha,
Sarı başaklı buğdaylar gibi,
Başı eğik,
Hüzünlü sevdalara.
Yazılacak şiirlerim var daha,
Orta-doğu'ya,
Irak'a, Amerika'ya ve savaşlara,
Hele hele,
Kaz Dağı'na.
Yazılacak şiirlerim var daha,
Ürkek bakışlı,
Kimsesiz,
Geleceği olmayan,
Sokak çoçuklarına.
Yazılacak çok şey var daha,
Ömrüm yetmezse,
Ben yazamazsam eğer,
Birileri mutlaka yazmalı.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
28.11.2007
KARAMAN
İÇİMDEKİ İSYAN
Pulluğun toprağı parçaladığı gibi,
Sende, yüreğimi paramparça ettin.
Kasırgaların herşeyi yakıp yıktığı gibi,
Sende, umutlarım bir tarafa, geleceğimi yok ettin.
Neden sevgilim,
Mutluluğun resmini çizecekken ikimiz,
Sevda çiçekleri kök salıyorken gönlümüzde,
Neden birtanem,
"Allah gölge düşürmesin sevdamıza" derken,
Neden,
Bu aşk bitti.?
Mutluluğun resmini Abidin * bile çizememişken,
Benim mutsuzluğumu, hangi ressam çizebilecek.
Hangi şair, gözlerimdeki hüzünü anlatabilecek.
Ya içimdeki isyanı, hangi güç durdurabilecek.
İşte geride bıraktığın eserin,
Boynu bükük, yetim çoçuklar gibi,
Kimsesiz ve sevgisiz kalmış gibiyim.
Duygularım perişan, dünyam darmadağın.
Paramparça bırakacağına beni,
Ne güzel olurdu, çekip vursaydın.
Ya sen,
Sen nasılsın., sevgilim.?
*Uluslararası ressamımız, üstat Abidin Dino
Kemal KÜÇÜKTEKİN
27.11.2007
Karaman
BENİMLE EVLENİR MİSİN
Ben senin gözlerine vuruldum,
Ne olur, gel evlen benimle.
İster sar, istersen öldür beni,
Ama ne olur, evlen benimle.
Başımı göğsüne yaslamam için,
Dudaklarının ateşiyle yanmam için,
Seninle ağlayıp, seninle gülmem için,
Ne olur, evlen benimle.
Kışlarını bahar yaparım,
Seni gönlümde tanrıça yaparım,
Gel bu dünyamızı cennet yapalım,
Gel ne olur, evlen benimle..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
27.11.2007
KARAMAN
KARANLIK
Karanlıktan korkma sevdiceğim,
Yeter ki düşünceler karanlık olmasın.
Karanlıktan korkma sevdiceğim,
Üstüne üstüne git karanlıkların.
Sen-ben üstüne gitmezsek eğer,
Ağarmasını bekleyemeyiz karanlıkların.
Karanlıktan korkma sevdiceğim,
Yeter ki bahtın karanlık olmasın.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
26.11.2007
KARAMAN
YOKOLUŞ
Gidersen eğer,
İnan ki ben biterim.
Ben gidersem eğer,
Sen de bitersin, biliyorum.
Anladım ki ;
Ayrılırsak, ikimizde biteceğiz.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
22.11.2007
Karaman
YÜREĞİMİ ACITIYOR
Ben sevdim ni,
Ölesiye severim.
Biliyorsun,
Herşeyimi sana, ellerimle verdim.
Ama bu senin küsmelerin,
Yüreğimi acıtıyor, sevgilim.
Hayallerimizi gerçekleştirmek için,
Güzel günlerimiz ve geleceğimiz için,
Yüreğimizi ortaya koyduk seninle,
Ama bu senin küsmelerin,
Canımı yakıyor, sevgilim.
Sevdamızın güzelliği ile,
Zambaklar bile boynunu bükmüş,
Sevdamızın coşkusunu,
Bülbüller bile kıskanmıştı hani.,
Ama bu senin küsmelerin yok mu?
Yüreğimi acıtıyor, sevgilim.
Biliyorsun gül yüzlüm,
Senin incinmemen, üzülmemen için,
Ben canımı bile, seve seve veririm.
Ama yüreğimi acıtıyor,
Senin bu çoçukca küsmelerin..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.11.2007
KARAMAN
YÜREĞİMDEKİ ASİ
Gözleri mavi,
Asi ruhlu sevgilim.
Her an bir naz yaratan,
Sarı saçlı nazenim.
Asi ve nazlı güzelim.
Seni çok seviyorum ama,
Her gün başka bir çılgınlığını,
Kaldırmıyor artık yüreğim.
Seni kaybetmekten çok korkuyorum asi,
Yüreğime karlar yağdırma benim.
Aşk ; Fedakarlıktır ama,
Fazla naz, aşık usandırır asi.
Bizde n'olur, el ele gözgöze,
Sevdamızı dolu dolu yaşayalım.
Avuçlarımızdaki mutluluğumuzu,
Özümseyerek içelim asi.
Doğum günümü;
"Yüreğindeki Asi" diyerek kutlamışsın
Biliyorsun yüreğimdeki yerini.
Bırak artık bu nazları, bu küsmeleri..,
Sende özgür bırak yüreğini.
Ömrüm seni beklemekle geçmesin,
Hayat, hayat çok kısa asi...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.11.2007
KARAMAN
SENSİZ SENİ YAŞAMAK
Sokağındaki kaldırım taşları,
Arkadaşım,
Sarılıp ağladığım,
Loş ve ürkek yanan sokak lambaları,
Sırdaşım oldu.
Kaldırım taşları gibi soğuk,
Sokak lambaları gibi ürkek,
Kalbin anlayamadı,
Bir tek, Akasya kokulu geceler anlıyor beni.
O geceler şahit ki,
Pencerendeki ışık yandığında
Yüreğimde aydınlanıyor.
Işığın söndüğünde,
Akasya ağaçlarının dikenleri, yüreğime batıyor.
Kaldırım taşlarına,
Aşkın damlıyor, tek tek.
Sıdaşım olan,
Sokak lambalarına kazıdım ismini.
Ayşe 1,
Ayşe 2,
Ayşe 3,
Tedaş bile kanıksadı ;
"Ayşe 1" veya "Ayşe 2 'deki arıza giderildi" diyor, artık.
Bu akşam yine,
Dudaklarını çizdim, gecelere
Alev gibi yandı, geceler.
Gözlerini çizdim, gecelere
Eridi-bitti, tükendi geceler.
Kaldırım taşları gibi soğuk,
Kalbini çizdim, gecelere
Geceler bile üşüdü, ayaz kesti geceler.
Her gece olduğu gibi,
Oturduk yine kaldırım taşlarıyla.
Sırt sırta dayadık sokak lambasıyla.
Ve bir otuzbeşlik açtık yine,
Akasya' lar kokularıyla,
Geceler yalnızlığı ile kolkola geldi yanımıza.
Perdelerini açıp, birkez baksan,
Göreceksin kendini, inan ki aramızda..
İşte ben, her gece böyle,
Sensiz., seni yaşıyorum.
"Bu sokağın delisi" deseler bile bana,
Seni çok , ama çok seviyorum..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
23.09.2007
KARAMAN
MUTLULUK SİZİNDE HAKKINIZ
Koşarak geldi, oğlum,
Ayakları yere değmiyordu.
Bulutların üzerindeydi sanki,
Gözleri ışıl ışıl parlıyordu.
Ben ; 'Aşık oldum baba' dedi.
Bir baba olarak gurur duydum.
Ve benimle paylaşması,
Bana da heyecan verdi.
İlk önce kutladım oğlumu,
Ama, oğlum olduğu içinde, kuşkularım başladı.
Sevmek sevilmek güzel duygulardı,
Ama, mutluluk için,
Yalnızca aşık olmak yetmezdi.
Konuşmaya başladık oğlumla,
Sevmek için ne kadar hazırdı,
Ya aşık olduğu kız, ne düşünüyordu?
Paylaşabiliyor musunuz ? diye sodum ;
Sevgiyi, acıları, uykusuz geceleri,
Ya geleceği, gelecekteki belirsizlikleri.
Çünkü ; Paylaşmasını bilmedikçe,
Aşık olmak yetmez.
Sağlıklı, mutlu bir gelecek için,
Ayakların yerden kesilmesi yetmez.
Sevmesini bilmek gerekir.
Sevgi yükseldikçe,
Sen Onun, O senin düşüncelerini görebilirsiniz,
Tek yürek olabilirsiniz.
Tek yürek olmadıkça, mutluluk için
Aşk yetmez, oğlum dedim.
Sevdiğinle ağlayıp, sevdiğinle gülebileceksin,
Onun sevinçleri, üzüntüleri,
Senin sevinçin ve üzüntün olacak.
Onun gururu, kendi gururundan önde gelecek.
Aşk ; Emek ister,
Emek olmazsa ;Aşk yetmez, oğlum.
Ve dedim ki ;
Tüm bunları göğüsleyebilecek misiniz ?
Aşk ; Zorlukların karşısında dimdik ayakta durabilmektir.
Sevginiz, gücünüz varsa,
Yüreğinizi ortaya koyup,
Göğüsleyebilirseniz eğer,
Mutluluk sizin elinizde.
Endişe etmeden,
Korkusuzca gidin mutluluğun üzerine,
Mutluluk sizin de hakkınız..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
25.8.2007
KARAMAN
MUTLULUK -3-
Merhaba Edebiyat ve şiir dostları, mutluluk üzerine yazılarıma devam ediyorum.
Mutluluk sürekli ve kalıcı olmalıdır. Maddi değerlerle elde edilenler asla mutluluk
değildir. Yeni bir elbise,ev,araba almak,insanın mutluluğa ulaştığının göstergesi değildir.
Maddi değerlerle elde edilenler, isteklerin ve heveslerin karşılanmasıdır.Böylesi sevinçler
süreklilik arzetmez.
Bu nedenle mutluluk manevi değerlere bağlıdır. Sevgi,saygı,şefkat,acı,üzüntü,kin,
merhamet gibi manevi duyguların olgunlaşmasıdır. Bu duygular yürekten doğar.kalıcılığı
vardır. Elem,üzüntü yaşamamış, hiç acı çekmemiş birisinin, mutluluk kavramını bilmesi
mümkün değildir. Yine yüreğinde sevgi,saygı,merhamet olmayan biriside, ne kendi mutlu olabilir ne de çevresine mutluluk verebilir.
Yalnızca kendi mutluluğunu isteyen, kendi mutluluğu için çaba sarfeden de asla
gerçek mutluluğu yakalayamaz. Mutluluk paylaştıkça güzelleşir.
Mutluluk ; Emeğin ruhta bıraktığı hazdır. Demek ki emek sarfedilmeden mutluluğu yakalamak imkansızdır.
Mutluluğun anahtarlarına-koşullarına- devam edelim.
9. Alçak gönüllü ve vefalı olun ;
Size sevgi vereni, dostlarınızı, sizin için emek sarfedenleri asla unutmayın.Onları
arayın,ziyaret edin. Gönüllerini alın, yanlarında olduğunuzu hissettirin. İnsanları asla kü-
çümsemeyin.Herkese saygılı davranın,mesafeniz herkese eşit olsun.
10. İnsan olun ;
Bence, birincil derecede önemli bir kavramdır. Zira: İnsan olmak o kadar zordur. İnsanca yaşamak için tüm duygularımıza hakim almamız gerekir.
11. Kindar olmayın ve özür dilemesini bilin ;
Kin, insanı yiyip bitiren, karşısındaki insana acı vermek isteyen bir duygudur.
İnsanı insan olmaktan uzaklaştırır.
Özür dilemek bir erdemdir. İnsanı asla küçültmez.Aksine, hatalarından dolayı özür diliyen bir kişi takdir kazanır.Çzür dilemek, saygının,saygılı olmanın göstergesidir.
Karşınızdaki insana değer verdiğinizide gösterir.
12. Afedici ve merhametli olun ;
Affedicilik ce merhamet insanı yüceltir. Çevresinde saygı duyulmasına neden olur.Herhangi bir ihtiyacı olanın yanında olmak insancıl bir duygudur kişiye haz da verir.
Affetmek insanın olgunluğunu gösterir.
Bu mutluluk anahtarlarının sizlere yararı dokunursa eğer, bende kendimi mut
lu hissedeceğim. Yüreğimizde bu duyguları hissetmeden mutlu olmamız imkansız.
Mutluluk yazı serimin son bölümünü bekleyin lütfen
Şiirsel Mutluluk dileklerimle , gönül dostlarıma saygılarımı sunarım.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
11.11.2007
Karaman
Gönderen
Kemal Küçüktekin
zaman:
06:08
0
yorum
Etiketler: acı, insanca yaşamak, sevgi, şiirsel mutluluk
DOKUNDURMA
Suya, sabuna dokunmadan,
Ot gibi, yaşanmıyor bu dünya.
Ya dokunacaksın suya, sabuna
Özgürlüğünden vazgeçeceksin,
Ya dokunmayacaksın suya, sabuna
Düşüncelerin kirli kalacak.
Ama ben ;
Düşüncelerimin temiz kalmasını isterim.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
10.11.2007
KARAMAN
SENDEN ÖNCE HİÇ YAŞAMAMIŞIM
Seni tanıdıktan sonra,
Görüşlerim, düşüncelerim,dünyam değişti.
Hayattan zevk almaya başladım.
Anladım ki ;
Ben senden önce hiç yaşamamışım.
Senden önce,
Baharların rengi solgun,
Çiçeklerin kokusu bile yoktu.
Ama şimdi,
Baharlarım cıvıl cıvıl, renga-renk,
Kuşların ötüşü,
Çiçeklerin kokusu bile farklı.
Anladım ki aşkım,
Ben senden önce hiç yaşamamışım.
Geleceğim gecelerimden bile karanlıktı,
Hayallerim yok, yarınlarım hiç yoktu.
Umutsuzluğun oyuncağı olmuş,
Bir paçavra gibi atmıştı beni, kaderim.
Ama sen hayatıma girince,
Yüreğim kıpır kıpır heyecan doldu.
Umutlarım yeşerdi, her mevsimim bahar oldu,
Yarınlarıma artık güvenle bakıyorum,
Şimdi bu güzel duyguları,ben seninle yaşıyorum.
Anladım ki sevgilim,
Ben senden önce hiç yaşamamışım.
Baharım, gülüm, bir tanem,
Sensin artık benim yaşam kaynağım,
Seninle cehennemi, cennetim sayarım,
Bıraksan, mutluluktan inan ki ağlarım
Anladım ki hayatım ;
Ben senden önce hiç yaşamamışım..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
05.02.2006
KARAMAN
MERHABA DEMEN YETER
Çok şey istemiyorum senden,
Karşılaştığımızda ; Bir 'Merhaba' demen yeter.
Nedenini bilmiyorum,
Uzaklaştırdın kendini benden,
Dudaklarının uçuylada olsa; Bir 'Merhaba' demen yeter.
Çok güzel günlerimiz olmuştu,
Her zaman el ele, göz gözeydik ,
Seninle yaşadıklarım bir ömre değer,
Yanında biri varsa eğer,
Gözlerinle olsa bile, bir 'Merhaba' demen yeter.
Sevdamızı 'Unuttun mu' diyerek, üzecek değilim,
İstemediğin sürece, zorlayacak değilim,
Seni çok sevdiğim için, kıracak değilim,
Yalnız; Yüreğim isyanlarda anla yeter,
Kaşlarını çatmadan, bir 'Merhaba' demen yeter.
Yıllar boyu sürecek dediğimiz, sevdamızın hatırına,
Mecnun'lar, Ferhat'lar kıskanacak dediğimiz, aşkımızın hatırına,
Yaşadığımız günler hatırına, güller hatırına, benim hatırıma,
Bir tebessümle, 'Merhaba' demen yeter.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.09.2005
KARAMAN
KÜRESEL YALNIZLIK
Üniversitenin ilk günlerinde,
Çok güzel bir kızla tanıştım.
Çok hoşuma gitti.
O da bana ilgisiz değildi,
Ve aramızda,
Küresel bir ısınma başladı.
Ama ne yazık ki,
Kız Japonya'lı.
Ne ben Japonca biliyorum,
Ne de O, Türkçe'yi öğrenmişti.
Kısa bir süre de olsa,
Küresel farklılık yaşadık.
Birbirimizden çok hoşlandığımız için,
Ben, Japonca öğrenmeye başladım.
O da, Türkçe'sini geliştirdi.
Ve aramızda bir sevda oluştu.
Bizimkisi artık,
Küresel bir sevdaydı.
Arkadaşlığımızın yıpranmaması için,
Ne ben O'nu,
Ne de O, beni tahrik ettik.
Yazılı olmasa bile,
Küresel bir antlaşma yaptık.
Saygılı ve seviyeli,
Çol güzel günler yaşadık.
İnanın, birbirimizi hiç kırmadık.
Küresel kavgamız hiç olmadı.
Dört yıl gibi uzun bir zaman,
Sanki bir ay gibi geçti.
Korktuğumuz başımıza geldi,
Ve okulumuz bitti.
Küresel bir deprem yaşadık.
Ne ben Japonya'ya gidebildim,
Ne O, burada kalabildi.
Şimdi,
Birbirimizden binlerce kilometre uzaktayız.
Küresel yalnızlık içeriside,
Kaderimize isyan ediyoruz.
İlişkimizde sevindiğimiz nokta,
Küresel olan her olayda,
Her taşın altından çıkan, Amerika,
Bizim bu küresel sevdamıza- İnanmayacaksınız ama-
Burnunu sokmadı.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
16.08.1993
TOKAT
AŞIK OLMAK YETMEZ
"Ben doğaya aşığım", diyorsunuz,
Ne güzel bir duygu.
Doğa; Güzellikleri ile insanın ruhunu okşayan,
Bir oksijen deposu.
Ressamın tuvalinden çıkmış gibi,
O yeşilin bin bir türü.
Ama aşık olmak yetmez,
Sen doğa için ne yaptın.?
Egolarını tatmin etmek için,
Beşyüz bin ağaç yok edildi.
Altın aramak için,
Sıra Kaz dağına geldi.
Küresel ısınmaya, küresel yok oluşa,
Nükleer enerjiye,
Ve doğayı kirletenlere
Hiç tepkini koydun mu.?
Ya kaçak villalar için,
Katledilen ormanları, hiç düşündün mü.?
"Ben, yalnız ne yapabilirim.?" deme sakın,
Her şeyin üstündedir,
Halkın gücü..
Ama, bir çiçek yetiştirmemişsen,
Bir ağaç dikmemişsen,
Yok edilen güzelliklere ;
Düşüncelerini,
Yüreğini ortaya koymamışsan,
"Ben doğaya aşığım" demeye,
Hakkın yok sanırım.
Çünkü ;
Her türlü sevgi,
Emek ister.
İnsanlığın,
Doğaya olan aşkı,
Yüzyıllarca sürmesi için,
Koruyabilmelisin doğayı...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
06.11.2007
KARAMAN
SONBAHARLARI HİÇ SEVMİYORUM
Bu şehirden,
Valizini alıp gittiğin gün,
Aylardan Ekim,
Mevsimlerden Sonbahar'dı.
Zaten hüzünlerin mevsimi olan,
Sonbahar'ları hiç sevmiyorum.
Aylardan Ekim'di,
Yapraklar sarı ve kavruk.
Sen şimdi beni bir görsen,
Yüzüm; Yapraklardan sarı,
Yüreğim; Yapraklardan kavruk.
Her Sonbahar mevsiminde,
Duygu dökümü başlıyor benliğimde.
Sonbahar yağmurlarından değil,
Gözyaşlarımdan ıslanıyor yüzüm.
Hazan mevsimlerinde
Sevgi bozumu yaşıyorum.
Ben, Sonbahar'ları hiç sevmiyorum.
Dönmeyeceksin biliyorum,
Bir Sonbahar'da gittin,
Bir Sonbahar'da dönsen ne olur.
Yüreğimdeki Sonbahar,
Yeşerir, güller açar, İlkbahar olur.
Sonbahar sarısıydı saçların,
Sonbahar hüznü vardı yüzünde,
Sana masumiyet veren.
Sonbahar gibi ürkekti yüreğin,
İnan ki ;
Seni hala çok seviyorum, ama
Ben, Sonbahar'ları hiç sevmiyorum...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
21.10.2006
KARAMAN
GÜL KOKULU MUTLULUKLAR
Gönlümde bir gül gibi açtın,
Bir gül gibi gururlu,
Bir gül gibi saf ve temizsin,
Ömrün boyunca sana ;
Gül kokulu mutluluklar diliyorum.
Yüreğime bahar coşkusu veren,
Buğulu ve mavi gözlerinle,
Leylaklar gibi alımlısın.
Yarın !!, ben olmazsamda bile yanında,
Leylak kokulu mutluluklar diliyorum.
Seninle yaşıyorum baharımı,
Heyecan ve sevgim doruklarda.
Bahar nasıl yaşama arzusu veriyorsa doğaya,
Ben de yaşama arzumu senden alıyorum.
Ömrün boyunca sana ;
Bahar kokulu mutluluklar diliyorum.
Fidan boylum, canım, sevgilim,
Senin mutluluğun için,
İnan ki, ben canımı veririm.
Hep böyle, çiçek gibi kal daima,
Ömrün boyunca sana ;
Gül kokulu mutluluklar diliyorum..
-Biricik eşime ithaf ediyorum-
Kemal KÜÇÜKTEKİN
25.05.2007
KARAMAN
LEYLAKLAR BANA HUZUR VERİR
Ne zaman içimi sıkıntı kaplasa,
Ne zaman isyanlardaysam,
Atarım kendimi leylakların altına.
Çünkü ;
Leylaklar bana huzur verir.
Ne zaman aklıma gelsen,
Alırım elime kağıdı kalemi,
Leylakların altına giderim.
Sana en güzel şiirlerimi,
Leylakların altında yazdım.
Leylaklar bana ilham verir.
Seni leylakların altında gördüm,
İlk kez leylakların altında öpüştük.
Sen bana leylakların altında "Evet" dedin.
Aşkımıza leylaklar şahittir.
Leylakları çok severim, biliyorsun,
Kokusuyla uyumam için,
Leylaklar diktir, mezarımın başına,
Leylaklar bana huzur verir..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.06.2005
KARAMAN
MUTLULUK -2-
Bu gün, mutluluk için neler yapmamız gerektiğine ve koşullarına değinmek istiyorum.
Mutluluk; Erdemli olmanın bir ödülüdür. Ruhsal yönden haz duymaktır. Biz insanlar için araç olmamalıdır. Ulaşmak istediğimiz amaç ve sonuç olmalıdır.
Mutluluğu yakalamak için ilk önce kendimizi tanımamız gerektiğini belirtmiştim.
Şimdi diğer unsurlarına değinelim :
1. Sorumluluk sahibi ve güvenilir olun:
Karşınızdakine, eşinize ve dostunuza güven verin. Sorumluluk sahibi bir insan
olduğunuzu gösterin. Sorumsuz ve güven vermeyen bir insanın, çevresindeki insanlar tek tek uzaklaşır. Yalnız kalan bir insanda asla mutlu olamaz. Güvenilir ve sorumluluk sahibi bir insanın yanında her zaman dostları olur.
2. Kendiniz olun:
Mevlana'nın dediği gibi "Ya olduğunuz gibi görünün, ya da göründüğünüz gibi
olun" Özentiye ve aşırıya kaçmayın. Sade olun. Kendisinden farklı gibi davranan
insanlar, kendini daima küçük düşürür.
3. Kibirli ve hırslı olmayın:
Aşırı hırs bencillikle eş değerdir, karşısındaki insanı ezmeye kadar götürür.
Hırs, pişmanlık duygusunu beraberinde getirir. Ve insan asla pişmanlık duyacağı
bir işlevi yapmamalıdır.
Kibir ise, daha kötüdür. İnsana yapmak istemediklerini, yapılmaması gereken-
leri yaptırır. Çevresindeki insanları kendisinden uzaklaştırır. Kibir ve hırs, mutlu-
luğun düşmanıdır.
4. İyimser olun ve çevrenizi sevin:
Hayata iyimser gözlerle bakın. Her olgunun, olayın içerisinden iyi taraflarını
sezmeye çalışın.
Çevresindeki insanlara, ailesine, eşine, dostuna, komşularına sevgi ve saygı
gösteren insan, daha fazlasıyla sevgi ve saygı görür. Sevgi de cömert olun.
5. Dürüst olun ve daima doğruları savunun:
Bukalemun gibi renk değiştiren, nabza göre şerbet veren insanlar çekilmez
olur ve bulunduğu ortamdan zamanla dışlanır.Bu nedenle herkese karşı dürüst olun.
Gördüğünüz hataların ve yalnışların üzerine gidin. Yalnış davranışları ört-bas etme-
yin ama bunları kibarca yapın. Haklı olanın arkasında durun.
6. Hoşgörülü olun :
Size karşı saygısızlık veya bir hata yapılmışsa, ani bir refleksle kırıcı olmayın.
Karşınızdakileri incitmekten sakının. Haklılığınızı ortaya koyarken yumuşak olun.
Sizi yaralamayan ufak hataları görmemezlikten gelin. Karşınızdaki insanların sü-
rekli olarak iyi taraflarını görmeye çalışın.
7. Sabırlı olun :
Sabır ; Karşınızdakilerin size bakış acılarını değiştirir. Size ayrıcalık tanır.
Kendinize fırsat vermiş olursunuz. Sabırlı olan bir insan, amaçlarına yavaş yavaş
ama mutlaka ulaşır. Unutmayın ki sabır, taşı bile çatlatmıştır.
8. Sürekli olarak kendinizi yenileyin :
Dış görünüş açısından kendini yenilemekte önemlidir ama asıl olan, düşünce
ve bakış açınızın yenilenmesidir. Kendinizi geliştirin. Bol bol okuyun. Sosyal etkin-
liklere katılın. Kendisini sürekli yenileyen, geliştiren bir insan ilgi odağı olur.
Bunlar mutluluğun, mutlu olmanın anahtarlarından bazıları. Sizlerin şiirsel bir
mutluluk yakalamanız için yazılarıma devam edeceğim. Sizde ricam ; Bunları uygu-
lamanız, hayata geçirmenizdir. Yazılarımı okumakla kalmayın, uygulayın.
Şiirsel bir mutluluk için beni takip edin.
Saygılarımla..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
03.11.2007
Karaman
Gönderen
Kemal Küçüktekin
zaman:
08:33
0
yorum
Etiketler: mutluluk, şiirsel mutluluk
ACI BİR YAŞAM
--Gerçek ve yaşanmış bir öykü--
Delikanlı otumuş çınarın altına,
Gözündeki yaşlarla, babasının mezarına bakıyordu.
Yanındaki sigara izmaritlerinden,
Biri sönmeden diğerini yaktığı belli oluyordu.
Derin bir iç çekti,
Kısa dönem içerisinde ,
Yaşadıklarına ve kaderine lanet etti.
Bir film şeridindeki gibi, kare kare
Yaşadığı ızdıraplar beyninden geçerken,
Yüreği bir kez daha acıyla sarsıldı.
Oysa her şey ne kadarda güzeldi,
Çok değil, daha bir yıl önce,
Ailesiyle kendi dünyalarında,
Ekonomik durumları çok iyi olmasada,
Sakin ve mutlu bir yaşantıları vardı.
Lise son sınıfa gidiyordu,
Okulunun çalışkan ve gözde öğrencisiydi.
Annesi, babası kendisiyle gurur duyuyorlardı.
Göğsünü gere gere ;
"Bu benim oğlum " diyordu, babası.
Sıkıntılar lise son sınıfta,
Dersaneye gitme düşüncesiyle başlamıştı.
Babası fabrikada işçi,
Dersane ücretleri çok pahalıydı.
Babası "Kaldıramayız oğlum" diyordu.
Ama öğretmenlerin çabası ve dersanenin kolaylık sağlamasıyla,
Bu sorun aşılmıştı.
Babası hissettirmese bile, üzülmüştü.
Çünkü : Ailesinin tüm masraflarını,
Onuruyla karşılamak isteyen bir babaydı.
Sınav günü gelmişti, ya elektronik ya da bilgisayar diyordu,
Babasının yaşadığı ikilemde, yüzünden okunuyordu.
"Kazanırsa nasıl okuturum" diyordu,
Ama oğlunun geleceği için, kazanmasınıda çok istiyordu.
Ve delikanlı,
Hem de il birincisi olarak,
İstanbul'da bir üniversitenin Bilgisayar Mühendisliğini kazanmıştı.
Lise ve dersane öğretmenleri,
Evlerine kadar gelmişti kutlamak için.
Annesi, babası sevinçten gözyaşlarını tutamamışlardı.
Kolay mı, yaşadıkları ilde, çoçukları
İkinci Bilgisayar Mühendisi olacaktı.
Ama sevinçleri bir yumruk gibi, boğazlarında kaldı.
Hayatın kahpe acımasızlığı, o iğrenç suratını gösterdi,
Yurt çıkmamıştı.
İstanbul'da okumak kolay mıydı?
Ev kiraları ateş pahası,
Özel yurt ücretleri, neredeyse babasının maaşı.
Öğretmenleri "Bunu da aşacağız" diye destek oluyorlardı.
Ve babasının çalıştığı fabrikadan burs kopardılar.
Ayrıca, fabrika mal aldığı bir firmadan,
Part-time iş te bulmuştu ve biraz rahatlamışlardı.
Kendisi İstanbul'a gittikten sonra,
Babası, oturup bir hesap yapmıştı.
Oğlunun part-time çalışması ve burs parası,
Ev kirasını ancak karşılayacaktı.
Ayda en az 250-300 milyon göndermesi gerekiyordu,
Değilse oğlu İstanbul'da, nasıl yaşayacak ve nasıl okuyacaktı.
Aldığı maaşla, kıt kanaat geçiniyorlardı,
Oturdukları ev kiraydı,
Maaşının yarısını oğluna gönderdiğinde,
Geriye kalanla, dört kişi ne yapacaktı.
Babası hemen iş aramaya başladı.
Konuşmuştu müdürleriyle,
Fabrikada vardiyaya kalmayacaktı.
Ama ne yazık ki, ufak bir ilde,
Akşam saat altıdan sonra,
İçkili bir lokantada iş bulabilmişti.
Ve oğlunun asla haberi olmayacaktı.
Lokantadan aldığı ilk ücreti,
Oğluna göndermişti gururla.
Sıkıntı çekmiyorlardı ama günde dört saat uyuyabiliyordu.
Yılmayacaktı, hem alışmıştı artık,
Tabak kırmadan yıkayabiliyordu bulaşıkları.
Dördüncü aydan sonra yorgunluk başlamıştı, babasında.
Kolay mı 45'inden sonra,
Günde yirmi saat çalışmak.
Artık lokantada fırçalar başlamıştı,
Resmen ayakta uyuyordu, zavallı.
Özel hayatıda hiç kalmamıştı,
Eşini ve çoçuklarını hiç görmüyordu.
Eve geldiğinde çoçuklarını,
Uyanmalarından korkup, ancak bir kaç dakika öpüyor,
Ve bir pelte gibi yatağa düşüyordu.
Annesi ise: Eşinin bu haline çok üzülüyordu,
Koskoca adam günden güne eriyordu.
Gururda duyuyordu, fedakar kocasıyla.
Çoçuk üniversiteyi bitirinceye kadar,
Varsın, sevgiyle sarmasın kendisini, kocası.
Ama en küçükleri laf anlamıyordu,
"Bana ne, ben babamı istiyorum" dedikçe,
Kadere öfkesi, bir kat daha artıyordu kadının.
Haziran ayıydı,
Bulaşık yıkadığı tezgaha,
Düşüvermişti başı,
Hem de oğlunun başarıyla birinci sınıfı geçtiğini görmeden.
Babasının öldüğünü duyunca,
Zindan gibi karardı dünya,
Güneş başka gezegenlere gitti sanki.
Damarlarından kanını şırınga ile çekmişlercesine,
Eli ayağı buz kesmişti delikanlının.
Hele gecenin birinde, bulaşık yıkarken ölmesi babasının,
Daha da yıkmıştı delikanlıyı.
Babası, kendisini okutmak için ölmüştü.
Bağırmak istedi., sesi çıkmadı,
Ağlamak istedi.,hıçkırıklar boğazına düğümlendi, ağlayamadı
Topkapı garajına bile yürüyemedi,
Arkadaşları kollarına girerek getirmişlerdi
Otobüse ölüsünü bindirmişler
Eve sanki ölüsü gelmişti ..
Sürekli kendisini ve bu lanet hayatı suçluyordu.
Hiç kimseyle konuşmaması da, herkesi korkutuyordu.
Çınara yaslanmıştı delikanlı,
Peşpeşe sigara yakıyordu.
Öfkeliydi hayata,
Kaderleri hep kötümü yazılmıştı.
Delikanlı okullar açıldığında İstanbul'a gitmemişti.
Orada dişini tırnağına takıp okurdu,
Ama, buradaki annesi ve kardeşleri ne olacaktı.
Annesi cahildi, elinden hiç bir iş gelmiyordu.
Hele bu acımasız kader, ağlarıyla kendilerini sarmışken
Çoçuklarına bakmak için.,
Bu yaştan sonra orospuluk mu yapacaktı,kadın.
Bu nedenle çok sevdiği okulunu bıraktı delikanlı,
Bilgisayar Mühendisliği hayal olmuştu.
Ve babasının çalıştığı fabrikada, çalışmaya başladı.
Çınara yaslanmıştı delikanlı,
Aradan beş ay geçmişti.
Ve ilk kez bugün ağlıyordu delikanlı.
Hıçkırık sesleri mezarlığın öbür tarafından duyuluyordu.
Yanaklarından süzülen yaşlar,
Sanki su dökmüşcesine ıslatmıştı göğsünü.
Dizlerinin üzerinde emekliyerek,
Babasının mezarının üzerine uzandı.
Toprağını ve babasını kokladı.
İçerisi isyanlarla doluydu.
Ve yavaş yavaş ayağa kalktı delikanlı,
Öfkesini yenemiyordu, yumruklarını sıktı,
Boğazı yırtılırcasına;
"Baabaaam" diye bağirdı.
Sanki babasını incitmemek istercesine,
Mezarın yanıbaşına düşüverdi.
Ve çınardan, çığlık çığlığa güvercinler havalandı.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
05.11.2007
KARAMAN
AŞK ESİRİ
Masumca yaşarken kendi dünyamda,
Ansızın karşıma çıkıverdin.
Yaktın yüreğimi,
Duygularımda terör estirdin.
Dudaklarının ateşiyle kavurdun,
Ve kurşun gibi bakışlarınla,
Ruhumu, tam onikiden vurdun.
Provokasyona geldim, benliğimi alt-üst ettin,
Savaşmaya gücüm yok, bunu farkettim,
Ateşkes ilan ediyorum, bu aşkta ben kaybettim.
Çığlıklarla zaferini kutla artık, aşkının esiriyim.
Galip sensin, al yüreğimi,
İstersen öldür, istersen sev beni.
Ben sana mahkümum, yüreğine hapset beni,
İstersen böl-parçala, istersen türet beni...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
09.12.2006
KARAMAN
GÖNÜL HIRSIZI
Peri misin, prenses misin bilmiyorum,
Bildiğim, sen yaman bir hırsızsın.
İlk önce, hissettirmeden kalbimi çaldın,
Sonra, kimseleri görmemem için, gözlerimi.
Herşey çok çabuk gelişti, çok hızlısın,
Ansızın geleceğimide çaldın,
Hiç bir şeyin tadı-tuzu kalmadı artık,
Sen duygularımı ne zaman aldın.?
Sen, bende ki beni de alıp,çaresizliği bıraktın,
Gözyaşlarım bile çalınmış, artık ağlayamıyorum.
Benim daha önce de kalbimi çaldılar ama,
Senin gibi merhametsizini ilk kez görüyorum
Sen bir gönül hırsızısın, inandım buna,
Keşke; İlk deneyimin ben olmuş olsam.
Kemal' in senden çok çekeceği var,
Bu hırsızlığı alışkanlık haline getirmişsen...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
22.11.2004
Karaman
ÖTENAZİ
Aç o kör gözlerini,
Bir seni sevene,
Bir de sevdalı olmayana bak.
Sevdalı olmayanın geceleri bile,
Benim gündüzümden parlak.
Acılarımda bile yanımda yoksan,
Ötenazi istiyor artık sevdam...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.10.2005
KARAMAN
BENZEŞİM
Sen basbayağı hastasın,
Kalpsizsin,
Ne sevgiden, ne mutluluktan
Bi-haber, bir tıbbi vakasın...
Sonunda, Hastalığını bana da bulaştırdın,
Ama bir farkla ;
Ben sana hastayım.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
18.08.2007
Karaman
ÇİRKİN AYRILIKLAR
Arada bir aşık olmasam,
Bilemeyeceğim ölümün kıymetini.
Ayrılıklar öyle parçalıyor ki, beni
Bir bütün olarak tabuta giresim geliyor.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
15.07.2006
Karaman
BİR HAYATIN RESMİ
Adam, özel bir iş yerinde,
Üçyüz lira ücretle çalışıyor,
Maşallah, verilen her işi de yapıyor.,
Kovulmak endişesiyle..
Sigorta mı ? Hakgetire,
Bereketki çoçuklar hastalanmıyor.
Bir eşi ve iki çoçuğu var.
Eşi: Fedakar olduğu gibi, cefakar da,
Yüzünden okunuyor.
Ayağındaki ayakkabılar, yedi senelik,
Varla-yok arası.
Çoçuklardan kendisini görmüyor ki.
Çoçuklardan biri yedi, diğeri dört yaşında,
Biri kız biri erkek,
Okula gideninin formasını,
Komşuları verdi., rengi solmuş.
Kızın saçları hiç taranmamış gibi, yapış yapış.
Umutsuz ve ürkek bakışlarıyla çoçuklar,
Bir deri, bir kemik kalmış.
Evleri kira,
Ne dışarıdan, ne içeriden eve benziyor.
Rüzgar bir köşeden girdimi,
Diğer köşeden, çıkacak yer buluyor.
Yaz geceleri uyuyamazsan eğer,
Yıldızları seyretme şansın da var.
Tek eğlenceleri bir radyo, babadan kalma,
Adamın yaşından da büyük.
Dertli bir türkü çıkınca,
Oğlan, radyoyu hemen kapatıyor
Annesi ağlamasın diye.
Ama nerden bilecek ;
Annesinin içi, her gün kan ağlıyor.
Ev sahibi, kira almayacak artık,
Yıkılıncaya kadar oturun,dedi.
Adam ; Sevinsin mi, üzülsün mü anlayamadı,
Kadın ise ; Yetmiş lira ile,
Çoçuklarına neler alabileceğini düşündü.
Hemen yarım kilo et alırım,
Üç-dört gün çoçuklar yer dedi.
Geçtiğimiz Kurban'dan beri,
Et yüzü görmemişlerdi.
Kış geldi gelecek,
Odun ve kömür alabilseler bari,
Komşuları getirdikçe, yüreği acıyor kadının.
Geçen sene, bir tek yorgan altıda,
Dört kişi geçirmişlerdi kışı.
Yorgan da yorgan olsa hani..
Yıl 2007, Avrupa'ya girme çabaları,
Ve memleketimden bir aile manzarası.
Yokluk ve sefalat içerisinde..
Şimdi diyecekler ki ;
"Yok böyle bir yaşantı, bu ülkede,
Nifak sokuyorlar beyninize"
Bunu söyleyen beylerin, yürekleri el verirse eğer,
Tanıştırırım onları, yüzlercesi ile.
Benim güzel ülkemin, güzel insanları,
Haketmiyorlar böyle yaşamayı,
İnsanca bir yaşam için,
İlk önce insana değer verilmeli.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
25.06.2007
Karaman
KELEBEKÇE YAŞAMAK
Kelebeklerin ömrü 'bir gün' diyorlar,
O güzel- rengarenk,
Gördüğümüzde hayran olduğumuz kelebekler,
Demek bir gün yaşıyorlar.
Peki, o bir güne,
Nasıl sığdırıyorlar yaşantılarını.
Aşık olmaları kaç saniye,
Evlilikleri, kaç dakika sürüyor.
Ama bir gün yaşıyorlarsa;
Birbirlerini kırmadan,
Mutlu bir şekilde sürdürüyorlardır, evliliklerini.
Bu kelebeklerin dünyasında,
Hiç kardeş kavgası yok mu ?
Ya geçim sıkıntısı..
Terör, töre cinayetleri, mafya, dolandırıcılık,
Yok mu kelebeklerin dünyasında ?
Kelebeklerin dünyasıda,
Bunların olduğunu sanmıyorum.
Baksanıza çok mutlular,
Uçuşuyorlar kardeşce.
Hiç bir sorunları yokmuşcasına..
Biz insan olarak, kendi aramızda,
İnsanca yaşayamıyorken,
Onlar, kendi aralarında,
Kelebekçe yaşıyorlar..
Ve.,
Mutlulukla dopdolu bir gün, yetiyor onlara...
Hangi insan..
Her saniyesi mutlulukla dopdolu,
Bir gün yaşadı acaba...
........
Ben., kelebek olmak istiyorum.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
10.04.2007
Karaman
KÜÇÜĞÜM
Bu günler, senin en güzel günlerin,
Değerini bil küçüğüm.
Hayat acımasız değilken,
Çoçukluğunu doya doya yaşa, küçüğüm.
Ama ne yazık ki,
Çok hızlı büyümeyi isteyeceksin,
15, 18, 20 derken, hayatın gerçeklerini göreceksin.
Bulunduğun ortamda,
Söz sahibi olacağını sanırken,
Dağ gibi sorunlarla, yüz yüze geleceksin.
Zorluklarla, sorunlarla boğuşurken,
Özel hayatın hiç olmayacak.
Gelen bir tekme vuracak, giden vuracak,
Bekleyeceksin ama, elinden tutan olmayacak.
Yalnızsın bu çıkarcı dünya da,
Yalnız mücadele edeceksin.
Hele bir tökezleyip, düştüğünde,
Daha da yalnız kaldığını hissedeceksin.
Sorunlar bir gün biter diye beklerken,
Kat kat büyüdüğünü göreceksin.
Büyüyeceksin ama küçüğüm, büyüdüğüne üzüleceksin.
İnsansın ama, İnsanlığa lanet edeceksin.
Böyle yaşamaktansa, ölmeyi isteyeceksin,
Ama ölüm kurtuluş mu, hiç bilmeyeceksin...
Sen..
Sen., İnan bana küçüğüm, hiç büyüme..,
Çünkü ;
Yaşarken, her gün bir kez daha öleceksin...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
12.08.2007
KARAMAN
BALIK VE İNSAN
Oturdum bir deniz kenarına,
Bir balık gördü beni.
Ben balık olmak istedim,
O da insan.
Balık olmamı istemedi..
Büyük balıklar küçük balıkları yok ediyor, dedi.
Demek ki, tıpkı karadaki gibi.
Bende tavsiye etmedim.,
İnsan olmasını..,
Görüyorsunuz ; İnsanlığın halini...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.10.2007
Karaman
UMUTSUZLUK
Senin kalbini mi çaldılar yoksa.,
Acısını benden çıkarıyosun.?
Yüreğimi ezdin avuçlarında,
Bir paspas gibi çiğnedin.
Hadi gözlerin kör, vicdanında mı kör senin?
Görmüyor musun ne acılar çektiğimi..
Aşk ve sevda sözcüklerini sildiler mi beyninden?
Bu kadar mı ruhsuzlaştırdılar seni?
Bu güzel duygulardan,
Bir nebze yoksa, sende,
İnan ki; Sen artık yaşamıyorsun..
Öyle ise; Ne duruyorsun.?
Önce beni vur,
Sonra kendini...
Ben senin için ölmeye hazırım..,
Sen de ;
Kalbini çalan hırsızlara,
Güldürme kendini...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
15.08.2007
KARAMAN
GÜLLER VE DİKENLER
" Gülü seven dikenine katlanır "
Bu özdeğişi yıllar önce duymama rağmen,
Yüreğime, gülleri sevmesini engelleyemedim.
Ne zaman gülleri sevmişsem,
Dikenleri yüreğimi acıttı.
Ellerime değilde,
Yüreğime yüreğime battı.
Yine de gül, çiçeklerin en güzeli,
Bülbül bile, en güzel şarkılarını güle söyledi.
Bende artık dikensiz gül arıyorum,
Bulabilirsem dikensiz bir gül,
O gül ;
Sosuza kadar,
Benim,"Gülüm" olacak demektir.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
02.03.2007
KARAMAN
DEĞİŞİM
Mekan aynı mekan,
Zaman aynı zaman.
Diyeceksiniz ki,
Zaman değişir,zamanla herşey değişir.
Yıllardan beri,
Benim yaşantımda,
Hiçbir değişiklik olmadığına göre.;
Zaman aynı zaman.
Ama bir şeyler değişti,
Hissediyorum bunu,
Ben mi değiştim acaba,
Huylarım mı, düşüncelerim mi değişti?
Olabilir..,
Bu değişim esnasıda,
Kırmışsam sizleri..,
Özür dilerim..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.07.2007
KARAMAN
TUTUKLAYIN SEVDALARI
Buradan,
Adalet sistemine sesleniyorum.
İtham ediyorum, tutuklasınlar tüm sevdaları.
Altın bir tepside, süsleyerek,
Sundular bana kendilerini.
Tıpkı, altın kupada sunulan zehirli şarap gibi.
Sevdalar iğfal etti,
Benim tertemiz ve bakir duygularımı,
Yüreğimi delik deşik etti sevdalar,
Bu cinayet değil mi?
Ne olur ;
Söylesin sevdalar, susma haklarını kullanmadan,
Ne istediler., Benim gibi bir garibandan
Kemal Küçüktekin
05.08.2007
Karaman
MUTLULUK
Mutluluk ; Göreceli bir kavramdır. Kişiden kişiye ve konumdan konuma değişir.
Herkesin ulaşmak istediği bir arzudur. Fakat çok farklılıklar gösterir çok fedakar-
lıklar ister. Ben; Sevdiğimin bir tebessümüyle bu doyuma ulaşabilirim ama bir baş-
kası, altına son model bir araba alınca aynı mutluluğu tadabilir.
Lisede, edebiyat dersinde, otoriter bir öğretmen öğrencilerinden yazılı kağıtlarını
çıkarmalarını ister ve tek bir soru sorar:
- "Mutluluk" kavramını anlatın?
Sınıfta sevilen bir öğrenci, bir tek cümle yazar ve arkadaşlarının şaşkın ve acımalı bakışları arasında kağıdı masaya koyar ve çıkar. Öğretmende şaşırmıştır.
Merakla öğrencisinin kağıdına bakar ve okur ;
- Mutluluk anlatılamaz, yaşanır.
Ve öğretmen, şimdiye kadar vermemiş olduğu en yüksek notu verir.
Tanınmış, usta şairimiz Nazım Hikmet te , yine dünyaca tanınan ressamımız
Abidin Dino'dan Bir istekte bulunmuştur.;
- Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin ? Abidin Dino ;
- Benden yapabileceğim bir şey iste, Nazım. Der,
Evet değerli okurlarım, mutluluk ; Anlatılamaz, tarif edilemez ve çizilemez. Ben
" Çok mutluyum " diyen birisi, yalnızca kendi iç dünyasında ve konumunda o doyuma ulaşmıştır. Bir başkasının yaşadığı mutlulukla ölçülemez, karşılaştırılamaz.
Mutluluk kavramını tatmamız, yaşamamız için, kendi konum ve kapasitemizin
üzerinde beklentilerimiz olmamalıdır. Aşırı hayalcilik ve beklentiler insanı hayal- kırıklığına uğratır ve yakalayacağı mutluluğuda yakalayamaz. Bu nedenle mutlu olmanın ilk şartı : Kendimizi tanımamızdır. Kendimizi ve konumumuzu iyi tanırsak
beklentilerimizde büyük olmaz ve mutluluğu yakalama imkanımızda olur.
Mutluluğun en güzelide, sürekli ve şiir tadında olan mutluluktur.
Bu nedenle herkesin "ŞİİRSEL MUTLULUK" yaşamasını diliyorum.
Mutlu olmak için neler yapmamız gerektiğine ve koşullarına bir sonraki yazımda değineceğim. Şiirsel bir mutluluk için beni takip edin.
Saygılarımla..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
24.10.2007
KARAMAN
OKYANUS MAVİSİ GÖZLERİN
Seni ilk gördüğümde, güzelliğinle büyülendim.
Hele o gülümsemen yok mu ? Vurgun yedi yüreğim.
Gökten inmiş, bir melek gibisin,
Sakın kimseleri sevmesin,
Okyanus mavisi gözlerin.
Ünlü bir ressamın, tuvalinden çıkmış gibisin.
Aklımı başımdan aldı, o yüzün,dudakların ve gözlerin.
Fidan gibi boyunla, bir tanrıça gibisin,
Sakın kimseleri sevmesin,
Okyanus mavisi gözlerin.
Öyle güzelsin ki, sevilmek için yaratılmışsın,
Her hangi birinin değil, benim yarim olmalısın.
Senin için dünyaları yakarım, bunu bilmelisin.,
Sakın kimseleri sevmesin,
Okyanus mavisi gözlerin.
O mavi gözlerinde, damla damla eridim,
İnan ki seni ; Bir ömür boyu severim.
Sen benim aşkım ol, canım, ciğerim,
Yeryüzünün tüm güzelliklerini, ayaklarına sererim.
İpek saçlım, melek yüzlüm, bebeğim,
Canımı iste ; Kalbimi ellerimle veririm.
Evrenin en mutlu insanı yaptı beni,
Dudaklarından bir nağme gibi dökülen sözlerin.
Sakın kimseleri sevmesin.,
O, okyanus mavisi gözlerin...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
04.03.2007
Karaman
ÇOK GÜZELSİN
Sarı saçların ne güzel parlıyor,
Nasıl bir heyecan o,
Kıpır kıpır yüreğin,
Yerinde duramıyorsun.
Mutluluktan ayakların yere değmiyor,
Yoksa hamile misin?
Bugün, sen canım..,
Daha bir güzelsin.
Gözlerinin içi gülüyor.,
Al al olmuş yanakların.,
Ateş basmış gibi.
Bir ceylan gibisin, diri ve canlı.
Işık saçıyorsun etrafına, güneş gibisin,
Bugün, sen canım..,
Daha bir güzelsin.
Su gibi,
Temiz ve berrak yüreğindeki, coşku.,
Bak beni de sarıyor,
Hele "Günaydın canım" derken,
Dudaklarından o kelimeler,
Bir melodi gibi dökülüyor.
Beni büyüledin., bir ilah gibisin..,
Bugün, sen canım,
Daha bir güzelsin,
Ver elini canım,
Mutluluğumuz ölünceye kadar sürsün,
Her zaman bir tek yürek olalım,
Sevgiyi arayanlar görsün.
Sen benim..,
Bir ömür boyu aşkımsın, vazgeçilmezimsin..
Sen her zaman bir tanem..;
Çok tatlı ve çok güzelsin..
Kemal Küçüktekin
21.04.2006
Karaman
HAYALLERİMİDE GÖTÜREMEZSİN YA
Biliyorum., gideceksin.,
Git..,
Al sevdanıda öyle git.,
Hayallerimide götüremezsin ya.
Ne vardı sanki, gitmesen.,
Sevgin mi tükendi?
Umutların mı soldu yoksa?
Peki neden o gözlerindeki yaşlar.
Kendine inat,
Bana inat,
Sevdamıza inat, gideceksen ;
Al yüreğimide götür,
O güzel anılarımı da götüremezsin ya.
Giderken..,
Sana yazdığım şiirleri,
Sevdamıza yaptığım besteleri,
Param parça olmuş benliğimi,
Vurgun yemiş duygularımıda götür.
İstersen..,
Al resimlerini de git..
İçimdeki seni de götüremezsin ya.
Sen istersen git..
Ben., sana inat,
Sen olmasanda,
Sarı saçlarını seveceğim,
Yeşil gözlerini,
Gülmelerini seveceğim.
Yine el ele,
Her zaman gittiğimiz cafeye gideceğim.
Yüreğim acısada,
Nefesini içimde hissedeceğim.
Sen istersen git..
İçimdeki seni.
Ruhumdaki sıcaklığını,
Dudaklarımdaki ateşini,
Beynime kazıdığım gözlerinide..,
Götüremezsin ya..
Sen istersen git..,
Düşlerimdeki seni., götüremezsin ya..
....................
Bakma sen böyle söylediklerime,
Gözlerim değil, yüreğim kan ağlıyor.
Anılarım yetmez.,
Düşlerim yetmez.,
Hayallerim yetmez sevgimin yüceliğine.
Gitme..,
Ne Leyla, ne de Şirin.,
Sevilmedi senin gibi...
Ne Ferhat, ne de Mecnun.,
Sevemediler.,Çılgınca...Seni sevdiğim gibi..
Öldürmek istemiyorsan eğer beni..,
Gitme.....
Kemal KÜÇÜKTEKİN
05.04.2005
KARAMAN
ANNE
Ne kadar kahrolsamda,
O güzel günler geride kaldı.
Yanında ;
Güven duyduğum,
Huzur bulduğum,
"Oğlum" dediğinde, içimin titrediği
O güzel günleri özlüyorum anne.
Mangal gibi yüreğin vardı senin be anne.
Bizi hiç kimseye ezdirmedin,
Muhtaç etmedin.
Ama ;
Bir gün bile.,
İçten gülebildiğini göremedim senin, anne.
Aklımdan hiç çıkmıyor,
Sıkıntı çektiğimiz günlerdeki fedakarlıkların,
Yemez-yedirir, ve sen hep tok olurdun.
Nedenini, Ve senin değerini,
Şimdi daha iyi anlıyorum, anne.
Hoşgörü ve sevecenliğinle,
Yalnız bizi değil,
Çevrenide sarıyordun, anne.
Bir çıra gibi.,
Bizi aydınlatmaya çalışıyordun.
Ve sen benim ilk öğretmenimdin.
Okumanın güzelliğini, insan olmanın erdemini,
Ben seninle öğrendim, anne.
Bizleri sürekli doğruluğa yönlendirdin.
Sevgi ve saygıyı,
Ben senin yaşamında buldum.
Çünkü ;
Her zaman nazik ve saygılı,
Saygıdeğer bir insandın, anne.
Seni çok özlüyorum, biliyor musun anne?
Bu acımasız dünya da,
Ne zaman bir güçlükle karşılaşsam,
Senin gibi düşünmeye çalışıyorum,
Ve senin bana verdiklerinle,
O güçlükleri aşmaya çalışıyorum, anne.
Ne yazık ki,
Şu an yanımda yoksun.
Ama inan ki ;
Yaşadığım her yerde,
Soluduğum havanın her zerresinde,
Sevinçlerimde ve acılarımda,
Ve benim için çizmiş olduğun yolun her noktasında,
Hep sen varsın, anne.
Şimdi anne ;
Senin bana verdiğin,
Sevgiyi, saygıyı, onuru,
Ben çoçuklarıma vermeye çalışıyorum, anne.
Hani ;
"Ayaklarının üzerine sağlam bas, kendine güven" derdin ya,
Ben de çoçuklarıma,
Özgüveni aşılıyorum, anne.
Hani ;
"Daima insan ol, insan olmak çok zor" derdin ya,
Ben de çoçuklarıma,
İnsanca yaşamayı öğretiyorum, anne.
Herşeyinle seni örnek alıyoruz, anne.
Gecelerimizde, gündüzlerimizde,
Sevinçlerimizde, hüzünlerimizde,
Soframızda ;
Aşımızda, tuzumuzda,
Hep sen varsın..
İnan ki ;
Seninle yaşıyoruz ve seni yaşatıyoruz, anne..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.05.2007
KARAMAN
YAPRAK MİSALİ
Sen hiç sonbahar da,
Yapraklar dökülürken baktın mı, canım?
Görebildin mi?
Hüzünlü ve mahsun.,
Ama ;
Bir o kadar da,
Mutlu ve gururla döküldüklerini.
Yaprak misaliyiz biz insanlar da, canım.,
Birer birer gideceğiz.
Eğer güzellikler bırakmışsak geriye,
Tıpkı yapraklar gibi..
Mutlu ve onurlu bir şekilde öleceğiz...
Şair'in dediği gibi.,
" Ne ölümden korkmak ayıp.,
Ne de düşünmek ölümü. "
Belki güzeldir ölüm..
Bu rezil dünyadan kurtulmak gibi...,
Nereden, nasıl, ne zaman gelirse gelsin ölüm..,
Ben ölümden korkmuyorum, bir tanem.,
Bu kirlettiğimiz., acımasız.,
Kahpe dünya da,
Ben ;
Ben, senin yalnız ve çaresiz..,
Kalmandan korkuyorum...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.05.2007
Karaman
OĞLUM
Yıllardan..1977
Aylardan..Ağustos
Yaz güneşi nasıl ısıtıyorsa evreni,
Sen de ;
Doğumunla ısıttın yüreğimi.
Babalık duygusunu,
Ben seninle tattım.
Senin gibi bir oğlum olduğu için,
Allahıma ;
Bir kez daha taptım.
Ben, seninle,
Yaşam kaynağımı buldum,
Özgürce yaşaman için,
Adını "ÖZGÜR" koydum.
Görmeni isterdim ,
Ben de ki "Baba" olmanın gururunu,
Biliyorum, sen de yükselecek artık,
İnsanca yaşamanın onuru.
Endişe etme dünya dan oğlum,
Tüm güzellikler senin olsun,
Ben her zaman yanındayım senin,
Bu can sana feda olsun.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
15.10.1985
KIZIM
Sarı saçların, mavi gözlerinle dünya ya geldin,
Sanki beraberinde baharlarıda getirdin.
Bir güneş gibi parladın evimizde,
Tatlı bir heyecan
Ve gururla aldık seni elimize.
Sen neşe ve huzur kaynağımız oldun.
Benim biricik kızım ;
Sen iyi ki doğdun.
Benim ve annenin özlemiydi,
Bir kızımızın olması.
Bu nedenledir,
Senin adının " ÖZLEM" konması.
Özlemimize kavuştuk sonunda, evimizi doldurdun,
Benim biricik kızım ;
Sen iyi ki doğdun.
Yakışıklı bir abin ile,
Özgürce büyüyeceksin,
Yıimadan, onurunla zorlukların üzerine yürüyeceksin.
Hiç birşeyden korkma,
İyilik melekleri yanında olsun,
Benim tatlı kızım ;
Canım sana feda olsun.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
25.10.1985
OĞLUM'A
Hoşgeldin oğlum,
Bize büyük bir mutluluk verdin.
Doğduğunda;
Annenin gözlerindeki gururu görmeliydin.
Anneni iyi tanı oğlum,
Annen;
Kadınların-Hele şimdi annelerin- en güzeli.
Tertemiz yüreğiyle, sanki bir iyilik meleği.
Senin annen oğlum,
Çok fedakar bir kadın.
Yarın sen de göreceksin,
Senin için neler yaptığını.
Annen;
Yerine göre bir aslan,
Yerine göre bir kartal olacak senin için.
Yeri geldiğinde senin en iyi arkadaşın,
Ve öğretmenin olacak.
Senin annen oğlum,
Çevresine ışık veren,
Tüm insanların mutlu olmasını isteyen,
Ve mutlu olmayıda hak eden bir kadın.
Anneni çok seveceksin oğlum.,
Çünkü annen;
Yüreğiyle, güzelliği ile tam sevilecek bir kadın.
Çünkü annen;
Şefkat ve özverisi ile harika bir insan.
İnan ki sen de,
Anneni çok seveceksin oğlum.
Hoşgeldin oğlum.,
Anneni hiç üzme emi.
Annenin, üzülmeyi hak edecek bir insan olmadığını,
Sen de büyüdükçe göreceksin
Annenin elini,
Hiç bırakma oğlum.
Ne bugün, ne de yarın
Benim yanımda ve de bensiz.
Annene sıkı sıkı sarıl oğlum,
Annenin kucağında öğreneceksin,
Sevgiyi, insanlığı ve insan olmanın onurunu.
İyiliği ve güzelliği,
Annenin sıcaklığında bulacaksın.
Hoşgeldin oğlum,
İçimizi tatlı bir heyecan sardı,
Şu an öyle mutluyuz ki anlayamazsın.
Seninle;
Ne kadar çok gurur duyduğumuzu da,
Büyüyünce anlayacaksın.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
10.10.1985
SEV BEBEĞİM
Şimdi.,
Uzaklardasın,
Gez., eğlen..
Gül bebeğim.
Hayat.,
Çok kısa,
Tertemiz.,
İnsancıl duygularla..
Sev bebeğim.
Aşkımsın, ruhumsun,
Çiçeğimsin, güneşimsin.
Ve bir güneş gibi,
Ruhuma.,
Doğ bebeğim.
Sana, Hiç kıyamam,
Biliyorsun.
Benimsin., Sevdiğim,
Gözbebeğim.
Gönlüm.,
Seni çok özlüyor,
Hasretin içimi yakıyor.
Yeter artık.,
Gel bebeğim
Kemal KÜÇÜKTEKİN
23.09.2005
Karaman
SEVGİM YETMİYOR İSYANLARIMA
Hani., Mutluluğun resmini çizecektik ikimiz,
Hani., Sevgiler çiçek açacaktı gözlerimizde,
Hani., Kuşlar bile kıskanacaktı sevgimizi,
Eriyip damla damla akacaktık gönüllere.
Hani o habersiz gidişin var ya..
Bir kor gibi çöktü yüreğime,
Sensizliğe mahkum ettin beni,
Sevgisizliğe gömdün gidişinle...
Hani., Sevginin anlamını değiştirecektik ikimiz.,
Hani., Aşkı yüceltecektik enginlere.,
Hani., Umut yükleyecektik mutluluklara.,
Nisan yağmurları gibi sevda yağacaktık gönüllere..
Hani o ansızın gidişin var ya..
Acılara, yalnızlığa dağladı yüreğimi.
Sensizliğe mahkum ettin beni,
Sevgisizliğe gömdün gidişinle...
Hazanları yaşıyorum apansız,
Yaprak dökümü başladı benliğimde,
Ben mahsun., sevgiler mahsun., Nefretim mahsun..
Güzellikler kördüğüm oldu gidişinle.
Fırtınalar kopuyor, hüzünler çörekleşiyor yüreğimde,
Umutlarım tükeniyor., Tükenişleri yaşıyorum paramparça..
SEVGİM YETMİYOR İSYANLARIMA.. ÖZLEMLERİME..
Çaresizliğe mahkum etti sevdan beni... Gidişinle...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
05.08.1994
Çorum
SEVDAN DOLAŞIYORDU DAMARLARIMDA KAN YERİNE
Sensiz olmak ;
Yönünü kaybetmiş deli bir rüzgar gibi,
Susuz kalmış bir fidan gibi,
Hani.. Geceleri yalnız kalmış mahsun bir yıldız gibi,
Sensiz olmayı... Düşünemiyorum bile.,
Umutlarım sendin.. yarınlarımda,
Varlığım sendin.. dünyamda,
Mutluluğum sığmıyordu yüreğime.,
Sevdan dolaşıyordu damarlarımda kan yerine.
Sensiz olmak ;
Hüzünlü bir melodi gibi,
Umutları tükenmiş bir ceylan gibi,
Hani.. Ölümün korkusuyla çırpınan bir balık gibi,
Sensiz olmayı...Düşünemiyorum bile.
Sevgin; Işık veriyordu ateş böceklerine,
Sevgin; Neşe veriyordu el ele uçuşan kelebeklere,
Sevgin; Can veriyordu sevda çiçeklerine
Sevdan dolaşıyordu damarlarımda kan yerine.
Sensiz olmak;
Gecelerin karanlığında çaresiz kalmış bir kuş gibi,
Ayrılığın insanı canevinden vurması gibi,
Hani... İnsanın benliğini saran ölüm korkusu gibi,
Sensiz olmayı...Düşünemiyorum bile.
Gitme ..; Söndürme sevda ateşini.
Gitme...; Küstürme sevda çiçeklerini.
Gitme...; Ağlatma sevda bulutlarını.
Gitme...; Yakma, seni deli gibi seven bu kalbi..
Gitme...; Dayanamam, HASRETİN ÖLDÜRÜR BENİ...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
09.11.2000
KARAMAN
SEVMEYİ BİLMEK
Sen bu sevdayı kaldıramıyorsun gülüm.
Sevgi için.. fedakarlık gerek,
Yakabilmelisin tüm gemileri.
Yalnızlığı, çaresizliği,hasreti paylaşabilmelisin.
Sen bu sevdayı kaldıramıyorsun gülüm.,
Sevda için: Tek yürek olabilmesi gerek sevdalının.
Sevgi: Bir cesarettir gülüm.,
Zincirleri kırabilmektir.
Sevgi: Bir başkaldırıdır gülüm.,
Pranga vurulmuş kalpleri özgürlüğe kavuşturmaktır.
Sevgi: Bir isyandır gülüm.,
Sevgisiz karanlıkların üzerine el ele yürüyebilmektir.
Sevgi: Sevmeyi bilmektir gülüm.
Sen bu sevdayı kaldıramıyorsun gülüm.,
Sevmek için: Yürek olmalı..göğüsleyebilmelisin tüm güçlükleri.
Uykusuz geceleri, gözyaşlarını, acıları paylaşmasını bilmelisin.
Sen bu sevdayı haketmiyorsun gülüm.,
Sevmek için: Ölmesini bilmesi gerek sevdalının.
Sevgi: Bir sabırdır gülüm.,
Doyumsuz acıların sabahına çıkabilmektir.
Sevgi: Bir hoşgörüdür gülüm.,
Hataları sevda bulutları ile örtebilmektir.
Sevgi: Bir sanattır gülüm.,
Mutluluğun resmini sevdalılara çizebilmektir.
Sevgi: Sevmeyi bilmektir gülüm.
Sen bu sevdayı kaldıramıyorsun gülüm.,
Vazgeç..Sevmek..Yalnızca aşık olmak değildir,
Sevmek..Bencil duygular içerisinde sahiplenmek değildir.
Sen bu sevdayı haketmiyorsun gülüm...
SEVMEK : SEVDİĞİNE YÜREĞİNİ ELİNLE VEREBİLMEKTİR.
Gönderen
Kemal Küçüktekin
zaman:
11:57
0
yorum
Etiketler: hogörü, sevda, şiirsel mutluluk
Şiirsel Mutluluk...

Haydi gel,
Şiirsel mutlulukla,
Coşsun yüreğimiz.
Haydi gel,
Mutlulukların şiirsel olduğu,
Bir dünya kuralım kendimize.
Haydi gel,
Kır zincirlerini,
Hiçbir şeyden korkmadan,
Şiirsel mutlulukla dolu,
Bir tek yürek olalım.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
11.10.2007
Karaman
Gönderen
Kemal Küçüktekin
zaman:
03:56
0
yorum
Etiketler: mutluluk, şiirsel, şiirsel mutluluk
SEVDAMIZA AĞLIYOR BULUTLAR
Varlığın benliğimi sarmıştı, tıpkı sarmaşıklar gibi.
İliklerime kadar doluydu sevdan.
Alışamadım yalnızlığa, sevemedim hiç sensizliği.
Kor gibi yaktı yüreğimi ayrılıklar,
Nisan yağmurları değil bunlar...
SEVDAMIZA AĞLIYOR BULUTLAR...
"GİTME" diye haykıramadım ardından,
Muhtacım sana ve sevgine diyemedim.
Bak soluyor sevda çiçekleri,
Hüzünlendi sevdalılar...
Nisan yağmurları değil bunlar...
SEVDAMIZA AĞLIYOR BULUTLAR...
Sevdamızın üzerine kurduğumuz hayalleri,
Unutabilir misin?
Seninle, sevginle dolu olan dünyamı
Yıkabilir misin?
Sevgiyle çırpınan bu kalplerimizi,
Nasıl ayırabilirsin?
Yüreğinin sesini dinle... Gitme,
Bak vicdanından yükseliyor o çığlıklar
Nisan yağmurları değil bunlar...
SEVDAMIZA AĞLIYOR BULUTLAR...
"Bitmesin bu sevda" diye yalvarıyor bak rüzgar,
Duyuyor musun?
Paramparça oldu ümitlerim, simsiyah oldu güzellikler,
Biliyor musun?
İsyan ediyor gönlüm, isyan ediyor nergisler
Görüyor musun?
Anlamıyorsun... Çaresiz... Boynu bükük gitme diyor leylaklar
Nisan yağmurları değil bunlar...
SEVDAMIZA AĞLIYOR BULUTLAR...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
29.11.2000
Karaman
YALVARIYORUM
Sevdalandım sana mavi gözlüm,
Tutkuların, umutlarım sen oldun.
Mutluluk denizinde birlikte olmak için,
Açtım ellerimi ...
ALLAHA YALVARIYORUM
Masum güzelliğin ruhuma can veriyor,
Şevkatli bakışların karanlıkları bile deliyor.
O tatlı gülüşünle tomurcuklar çiçek açıyor,
Dayanamıyorum, varlığın sarsın diye benliğimi,
Diz çöktüm önünde ...
ALLAHA YALVARIYORUM
İkinci baharımda bulabildim ancak seni,
Hapsettim yüreğime, ne olur anla beni.
Ölümler bile bitirmesin bu çılgın sevgiyi
Gözümde yaşlarla ...
ALLAHA YALVARIYORUM
Ellerini tutup, gözlerinin derinliğinde kaybolmak istiyorum.
Saçlarını okşayıp, dudaklarının tuzunda erimek istiyorum.
Ölüm beni ; ben... ben seni istiyorum
Dualarımı kabul etsin diye ...
ALLAHA YALVARIYORUM
Kemal KÜÇÜKTEKİN
30.11.2000
Karaman
VERGİ
Yeni vergiler geliyormuş gülüm..
Bir tek sevgiye vergi yokmuş..,
Oh., Ne iyi., Ülkemin sosyetesi bayıldılar bu habere,
Çünkü onlar; Günlük hatta saatlik sevgiler yaşıyorlar,
bedelsiz.....
Biz mi ? Biz sevdalar yaşıyoruz gülüm..
dolu dolu..
Biz sevdalandık mı...
Herşeyi göğüsler...
Bedelini de öderiz...
Adam gibi...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
07.12.2000
ÖLESİYE SEVDA
- Biricik Eşime -
Hayallerim yetmiyor sevgimin gücüne,
Öylesine seviyorum ki seni ... ÖLESİYE ...
Her mevsimin baharı oldu sevgiler çiçek açtı,
Güzellikler renk renk büyüdü yüreğimde.
Sevda türkülerini yeniden yazdık seninle,
Hayallerim yetmiyor sevgimin gücüne,
Öylesine seviyorum ki seni ... ÖLESİYE ...
Sevgimiz yumak yumak oldu kapladı benliğimi,
Mutluluğumuz dalga dalga sardı tüm sevenleri.
Sevda sevda kokuyor tüm çiçekler beraberliğimizde,
Hayallerimi yetmiyor sevgimim gücüne,
Öylesine seviyorum ki seni ... ÖLESİYE ...
Kelebekler gibi özgür, kuşlar gibi neşeliyiz.
Çağlayanlar kadar coşkulu bir sevda yaşıyoruz ikimiz,
Allah gölge düşürmesin bu sevgimize
Öylesine seviyorum ki seni ... ÖLESİYE ...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
13.08.1994
Gönderen
Kemal Küçüktekin
zaman:
00:46
0
yorum
Etiketler: sanat, sevgi şiiri, şiir

