Google

ÖZLEM

Resimlerinde olmasa,
Yazdığın şiirlerinde olmasa,
Yüreğim duracak sanki, özleminle.
Yetmiyor cananım yetmiyor,
Sen gittikten sonra, feri kaçmış gözlerim,
Seni/yüzünü görmek istiyor.
Pas tutmuş kulaklarım,
Sesini duymak istiyor.
Ellerim, ellerinin sıcaklığını istiyor.
Yetmiyor cananım yetmiyor,
Anılarımız yetmiyor.
Gel artık.. Dön artık,
Çaresiz yüreğim seni istiyor.

Boşuna dememiş şair,
"Ayrılıkla ölümü tartmışlar,
Ayrılık ölümden bir dirhem fazla gelmiş"
Anla ki sevgilim,
Ölümden de beter özlemin..

Kemal KÜÇÜKTEKİN
30.11.2007
KARAMAN

ÇAĞRI

Açın gözlerinizi,
Hem de koca koca,
Görün lütfen; Çirkinlikleri, haksızlıkları.
Üç kuruşa, bırakın emeğin
İnsan onurunun nasıl satıldığı.
Görün; Memurumun,
Çoçuğu para isterken, ezikliğini.

Açın artık kulaklarınızı,
Duyun, emekçilerin çığlıklarını.
Asgari ücret açmazlığı ile,
Çıldıran insanların seslerini.

Uzatın elinizi lütfen,
Gözlerinden zeka fışkıran,
Geleceği olmayan çoçuklara.
Uzatın elinizi,
Kimsesiz yaşlı insanlara,
Bir tas çorba ile ısıtın yüreğini.
Ki onlar ;
Bir tatlı sözede muhtaç.

Yıllardan beri yazıldı, söylendi bunlar.
Ama hiç bir değişiklik olmadı.
Demek ki, Avrupalının kedisi kadar,
Yok benim insanımın değeri.

Yeter artık,
Görün,
Duyun,
Uzatın elinizi,
Değişsin artık insanımızın kaderi.
Lütfen..

Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.02.2006
KARAMAN

MUTLULUK -4-

Evet, edebiyat ve şiir dostları, yazılarımı takip etmenizden onur duydum. Mutluluk üzerine sizin ilave etmek istedikleriniz olabilir, sizin öngörülerinizede yazılarımda yer vermekten onur duyarım.
Değerli dostlar, mutlu olmak herkesin doğal hakkıdır. Ulaşılmaz bir kavram değildir.Akıl yoluyla mutluluk, insanın kendi elindedir.
Manevi değerlere bağlı mutluluk için ; Yüreğimizde sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü eksik etmeyeceğiz. İnsan olmasını bileceğiz ve karşımızdakilere sürekli insanca davranacağız. Onlarında birer insan olduğunu ve inasanca davranılmayı hak ettiğini aklımızdan hiç çıkarmayacağız.Bu şekilde davrandığımız zaman toplum olarak yok ettiğimiz, insanlık ve insanca yaşamak tekrar kendiliğinden gelecektir.
Aile içerisinde de, eşimize-çoçuklarımıza, ilk önce bir eş, bir baba, bir anne gibi yaklaşmaktan önce, onları bir insan olarak göreceğiz.Eşimize ve çoçuklarımıza davranışlarımız saygılı ve insanca olacak. Siz aile içerisindeki bireylere böyle davrandıkça, daha çok sevildiğinizi, sizinle
gurur dıyduklarını göreceksiniz. Ve o ailede huzur ve mutluluk daha da artacaktır.
Evet, edebiyat ve şiir sever dostlar. Ruhsal haz olan mutluluğa ulaşmak için, emek gerek.
Hemde çok ciddi bir emek. Emek vermeden , mutluluğun kendiliğinden gelmesini beklememiz
safdillik olur.
Biz ilk önce aile içerisinde saygı ve mutluluğu yakalarsak, toplumsal saygı ve mutlulukta oluşacaktır. Toplum içerisindeki saygı ve huzur , ülkesel huzur ve mutluluğu getirecektir.
Evet dostlar, mutluluğu yakalayıp, çevremizede mutluluk vermeye başladığımız zaman, inanın
ki her şeyin daha güzel olduğunu göreceksiniz. Karşımızdakilere güler yüzle, saygıyla davrandığımız zaman, onların mutluluğu, sizi manevi doyuma ulaştıracaktır.
Yalnız ; Toplumsal bir mutluluğa ulaşmamız için ilk önce, yüz kızartıcı törelerden, kalıplaşmış
örf ve ananelerden kurtulmamız gerekir. Kendimizi sürekli okuyarak geliştirmemiz gerekir.
Kendimizi geliştirip, kültürlü, bilgi sahibi bir birey olarak ; Çoçuklarımıza, torunlarımıza
doğru ve gerçek bir eğitim veririz. Onlara her konuda yardımcı oluruz ve gelecekleri için iyi bir dünya kurabiliriz.
Değerli dostlar, yazılarım sevgi ve saygı konularında devam edecektir. Sizlerin değerli katkı- larınızı bekliyorum. Düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız sevinirim
Hepinize şiirsel mutluluk diliyorum.
Gönül dolusu selam ve saygıları sunarım.

Kemal KÜÇÜKTEKİN
30.11.2007
KARAMAN

YAZILASI ŞİİRLER

Yazılacak şiirlerim var daha,
Sarı başaklı buğdaylar gibi,
Başı eğik,
Hüzünlü sevdalara.

Yazılacak şiirlerim var daha,
Orta-doğu'ya,
Irak'a, Amerika'ya ve savaşlara,
Hele hele,
Kaz Dağı'na.

Yazılacak şiirlerim var daha,
Ürkek bakışlı,
Kimsesiz,
Geleceği olmayan,
Sokak çoçuklarına.

Yazılacak çok şey var daha,
Ömrüm yetmezse,
Ben yazamazsam eğer,
Birileri mutlaka yazmalı.

Kemal KÜÇÜKTEKİN
28.11.2007
KARAMAN

İÇİMDEKİ İSYAN

Pulluğun toprağı parçaladığı gibi,
Sende, yüreğimi paramparça ettin.
Kasırgaların herşeyi yakıp yıktığı gibi,
Sende, umutlarım bir tarafa, geleceğimi yok ettin.

Neden sevgilim,
Mutluluğun resmini çizecekken ikimiz,
Sevda çiçekleri kök salıyorken gönlümüzde,
Neden birtanem,
"Allah gölge düşürmesin sevdamıza" derken,
Neden,
Bu aşk bitti.?

Mutluluğun resmini Abidin * bile çizememişken,
Benim mutsuzluğumu, hangi ressam çizebilecek.
Hangi şair, gözlerimdeki hüzünü anlatabilecek.
Ya içimdeki isyanı, hangi güç durdurabilecek.

İşte geride bıraktığın eserin,
Boynu bükük, yetim çoçuklar gibi,
Kimsesiz ve sevgisiz kalmış gibiyim.
Duygularım perişan, dünyam darmadağın.
Paramparça bırakacağına beni,
Ne güzel olurdu, çekip vursaydın.

Ya sen,
Sen nasılsın., sevgilim.?

*Uluslararası ressamımız, üstat Abidin Dino

Kemal KÜÇÜKTEKİN
27.11.2007
Karaman

BENİMLE EVLENİR MİSİN

Ben senin gözlerine vuruldum,
Ne olur, gel evlen benimle.
İster sar, istersen öldür beni,
Ama ne olur, evlen benimle.

Başımı göğsüne yaslamam için,
Dudaklarının ateşiyle yanmam için,
Seninle ağlayıp, seninle gülmem için,
Ne olur, evlen benimle.

Kışlarını bahar yaparım,
Seni gönlümde tanrıça yaparım,
Gel bu dünyamızı cennet yapalım,
Gel ne olur, evlen benimle..

Kemal KÜÇÜKTEKİN
27.11.2007
KARAMAN

KARANLIK

Karanlıktan korkma sevdiceğim,
Yeter ki düşünceler karanlık olmasın.
Karanlıktan korkma sevdiceğim,
Üstüne üstüne git karanlıkların.
Sen-ben üstüne gitmezsek eğer,
Ağarmasını bekleyemeyiz karanlıkların.
Karanlıktan korkma sevdiceğim,
Yeter ki bahtın karanlık olmasın.

Kemal KÜÇÜKTEKİN
26.11.2007
KARAMAN

YOKOLUŞ

Gidersen eğer,
İnan ki ben biterim.
Ben gidersem eğer,
Sen de bitersin, biliyorum.
Anladım ki ;
Ayrılırsak, ikimizde biteceğiz.

Kemal KÜÇÜKTEKİN
22.11.2007
Karaman

YÜREĞİMİ ACITIYOR

Ben sevdim ni,
Ölesiye severim.
Biliyorsun,
Herşeyimi sana, ellerimle verdim.
Ama bu senin küsmelerin,
Yüreğimi acıtıyor, sevgilim.

Hayallerimizi gerçekleştirmek için,
Güzel günlerimiz ve geleceğimiz için,
Yüreğimizi ortaya koyduk seninle,
Ama bu senin küsmelerin,
Canımı yakıyor, sevgilim.

Sevdamızın güzelliği ile,
Zambaklar bile boynunu bükmüş,
Sevdamızın coşkusunu,
Bülbüller bile kıskanmıştı hani.,
Ama bu senin küsmelerin yok mu?
Yüreğimi acıtıyor, sevgilim.

Biliyorsun gül yüzlüm,
Senin incinmemen, üzülmemen için,
Ben canımı bile, seve seve veririm.
Ama yüreğimi acıtıyor,
Senin bu çoçukca küsmelerin..

Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.11.2007
KARAMAN

YÜREĞİMDEKİ ASİ

Gözleri mavi,
Asi ruhlu sevgilim.
Her an bir naz yaratan,
Sarı saçlı nazenim.

Asi ve nazlı güzelim.
Seni çok seviyorum ama,
Her gün başka bir çılgınlığını,
Kaldırmıyor artık yüreğim.

Seni kaybetmekten çok korkuyorum asi,
Yüreğime karlar yağdırma benim.
Aşk ; Fedakarlıktır ama,
Fazla naz, aşık usandırır asi.

Bizde n'olur, el ele gözgöze,
Sevdamızı dolu dolu yaşayalım.
Avuçlarımızdaki mutluluğumuzu,
Özümseyerek içelim asi.

Doğum günümü;
"Yüreğindeki Asi" diyerek kutlamışsın
Biliyorsun yüreğimdeki yerini.
Bırak artık bu nazları, bu küsmeleri..,
Sende özgür bırak yüreğini.
Ömrüm seni beklemekle geçmesin,
Hayat, hayat çok kısa asi...

Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.11.2007
KARAMAN

SENSİZ SENİ YAŞAMAK

Sokağındaki kaldırım taşları,
Arkadaşım,
Sarılıp ağladığım,
Loş ve ürkek yanan sokak lambaları,
Sırdaşım oldu.
Kaldırım taşları gibi soğuk,
Sokak lambaları gibi ürkek,
Kalbin anlayamadı,
Bir tek, Akasya kokulu geceler anlıyor beni.

O geceler şahit ki,
Pencerendeki ışık yandığında
Yüreğimde aydınlanıyor.
Işığın söndüğünde,
Akasya ağaçlarının dikenleri, yüreğime batıyor.
Kaldırım taşlarına,
Aşkın damlıyor, tek tek.

Sıdaşım olan,
Sokak lambalarına kazıdım ismini.
Ayşe 1,
Ayşe 2,
Ayşe 3,
Tedaş bile kanıksadı ;
"Ayşe 1" veya "Ayşe 2 'deki arıza giderildi" diyor, artık.

Bu akşam yine,
Dudaklarını çizdim, gecelere
Alev gibi yandı, geceler.
Gözlerini çizdim, gecelere
Eridi-bitti, tükendi geceler.
Kaldırım taşları gibi soğuk,
Kalbini çizdim, gecelere
Geceler bile üşüdü, ayaz kesti geceler.

Her gece olduğu gibi,
Oturduk yine kaldırım taşlarıyla.
Sırt sırta dayadık sokak lambasıyla.
Ve bir otuzbeşlik açtık yine,
Akasya' lar kokularıyla,
Geceler yalnızlığı ile kolkola geldi yanımıza.
Perdelerini açıp, birkez baksan,
Göreceksin kendini, inan ki aramızda..

İşte ben, her gece böyle,
Sensiz., seni yaşıyorum.
"Bu sokağın delisi" deseler bile bana,
Seni çok , ama çok seviyorum..

Kemal KÜÇÜKTEKİN
23.09.2007
KARAMAN

MUTLULUK SİZİNDE HAKKINIZ

Koşarak geldi, oğlum,
Ayakları yere değmiyordu.
Bulutların üzerindeydi sanki,
Gözleri ışıl ışıl parlıyordu.
Ben ; 'Aşık oldum baba' dedi.

Bir baba olarak gurur duydum.
Ve benimle paylaşması,
Bana da heyecan verdi.
İlk önce kutladım oğlumu,
Ama, oğlum olduğu içinde, kuşkularım başladı.
Sevmek sevilmek güzel duygulardı,
Ama, mutluluk için,
Yalnızca aşık olmak yetmezdi.

Konuşmaya başladık oğlumla,
Sevmek için ne kadar hazırdı,
Ya aşık olduğu kız, ne düşünüyordu?
Paylaşabiliyor musunuz ? diye sodum ;
Sevgiyi, acıları, uykusuz geceleri,
Ya geleceği, gelecekteki belirsizlikleri.
Çünkü ; Paylaşmasını bilmedikçe,
Aşık olmak yetmez.

Sağlıklı, mutlu bir gelecek için,
Ayakların yerden kesilmesi yetmez.
Sevmesini bilmek gerekir.
Sevgi yükseldikçe,
Sen Onun, O senin düşüncelerini görebilirsiniz,
Tek yürek olabilirsiniz.
Tek yürek olmadıkça, mutluluk için
Aşk yetmez, oğlum dedim.

Sevdiğinle ağlayıp, sevdiğinle gülebileceksin,
Onun sevinçleri, üzüntüleri,
Senin sevinçin ve üzüntün olacak.
Onun gururu, kendi gururundan önde gelecek.
Aşk ; Emek ister,
Emek olmazsa ;Aşk yetmez, oğlum.

Ve dedim ki ;
Tüm bunları göğüsleyebilecek misiniz ?
Aşk ; Zorlukların karşısında dimdik ayakta durabilmektir.
Sevginiz, gücünüz varsa,
Yüreğinizi ortaya koyup,
Göğüsleyebilirseniz eğer,
Mutluluk sizin elinizde.
Endişe etmeden,
Korkusuzca gidin mutluluğun üzerine,
Mutluluk sizin de hakkınız..


Kemal KÜÇÜKTEKİN
25.8.2007
KARAMAN

MUTLULUK -3-

Merhaba Edebiyat ve şiir dostları, mutluluk üzerine yazılarıma devam ediyorum.
Mutluluk sürekli ve kalıcı olmalıdır. Maddi değerlerle elde edilenler asla mutluluk
değildir. Yeni bir elbise,ev,araba almak,insanın mutluluğa ulaştığının göstergesi değildir.
Maddi değerlerle elde edilenler, isteklerin ve heveslerin karşılanmasıdır.Böylesi sevinçler
süreklilik arzetmez.
Bu nedenle mutluluk manevi değerlere bağlıdır. Sevgi,saygı,şefkat,acı,üzüntü,kin,
merhamet gibi manevi duyguların olgunlaşmasıdır. Bu duygular yürekten doğar.kalıcılığı
vardır. Elem,üzüntü yaşamamış, hiç acı çekmemiş birisinin, mutluluk kavramını bilmesi
mümkün değildir. Yine yüreğinde sevgi,saygı,merhamet olmayan biriside, ne kendi mutlu olabilir ne de çevresine mutluluk verebilir.
Yalnızca kendi mutluluğunu isteyen, kendi mutluluğu için çaba sarfeden de asla
gerçek mutluluğu yakalayamaz. Mutluluk paylaştıkça güzelleşir.
Mutluluk ; Emeğin ruhta bıraktığı hazdır. Demek ki emek sarfedilmeden mutluluğu yakalamak imkansızdır.
Mutluluğun anahtarlarına-koşullarına- devam edelim.
9. Alçak gönüllü ve vefalı olun ;
Size sevgi vereni, dostlarınızı, sizin için emek sarfedenleri asla unutmayın.Onları
arayın,ziyaret edin. Gönüllerini alın, yanlarında olduğunuzu hissettirin. İnsanları asla kü-
çümsemeyin.Herkese saygılı davranın,mesafeniz herkese eşit olsun.
10. İnsan olun ;
Bence, birincil derecede önemli bir kavramdır. Zira: İnsan olmak o kadar zordur. İnsanca yaşamak için tüm duygularımıza hakim almamız gerekir.
11. Kindar olmayın ve özür dilemesini bilin ;
Kin, insanı yiyip bitiren, karşısındaki insana acı vermek isteyen bir duygudur.
İnsanı insan olmaktan uzaklaştırır.
Özür dilemek bir erdemdir. İnsanı asla küçültmez.Aksine, hatalarından dolayı özür diliyen bir kişi takdir kazanır.Çzür dilemek, saygının,saygılı olmanın göstergesidir.
Karşınızdaki insana değer verdiğinizide gösterir.
12. Afedici ve merhametli olun ;
Affedicilik ce merhamet insanı yüceltir. Çevresinde saygı duyulmasına neden olur.Herhangi bir ihtiyacı olanın yanında olmak insancıl bir duygudur kişiye haz da verir.
Affetmek insanın olgunluğunu gösterir.
Bu mutluluk anahtarlarının sizlere yararı dokunursa eğer, bende kendimi mut
lu hissedeceğim. Yüreğimizde bu duyguları hissetmeden mutlu olmamız imkansız.
Mutluluk yazı serimin son bölümünü bekleyin lütfen
Şiirsel Mutluluk dileklerimle , gönül dostlarıma saygılarımı sunarım.


Kemal KÜÇÜKTEKİN
11.11.2007
Karaman

DOKUNDURMA

Suya, sabuna dokunmadan,
Ot gibi, yaşanmıyor bu dünya.
Ya dokunacaksın suya, sabuna
Özgürlüğünden vazgeçeceksin,
Ya dokunmayacaksın suya, sabuna
Düşüncelerin kirli kalacak.
Ama ben ;
Düşüncelerimin temiz kalmasını isterim.

Kemal KÜÇÜKTEKİN
10.11.2007
KARAMAN

SENDEN ÖNCE HİÇ YAŞAMAMIŞIM

Seni tanıdıktan sonra,
Görüşlerim, düşüncelerim,dünyam değişti.
Hayattan zevk almaya başladım.
Anladım ki ;
Ben senden önce hiç yaşamamışım.

Senden önce,
Baharların rengi solgun,
Çiçeklerin kokusu bile yoktu.
Ama şimdi,
Baharlarım cıvıl cıvıl, renga-renk,
Kuşların ötüşü,
Çiçeklerin kokusu bile farklı.
Anladım ki aşkım,
Ben senden önce hiç yaşamamışım.

Geleceğim gecelerimden bile karanlıktı,
Hayallerim yok, yarınlarım hiç yoktu.
Umutsuzluğun oyuncağı olmuş,
Bir paçavra gibi atmıştı beni, kaderim.
Ama sen hayatıma girince,
Yüreğim kıpır kıpır heyecan doldu.
Umutlarım yeşerdi, her mevsimim bahar oldu,
Yarınlarıma artık güvenle bakıyorum,
Şimdi bu güzel duyguları,ben seninle yaşıyorum.
Anladım ki sevgilim,
Ben senden önce hiç yaşamamışım.

Baharım, gülüm, bir tanem,
Sensin artık benim yaşam kaynağım,
Seninle cehennemi, cennetim sayarım,
Bıraksan, mutluluktan inan ki ağlarım
Anladım ki hayatım ;
Ben senden önce hiç yaşamamışım..

Kemal KÜÇÜKTEKİN
05.02.2006
KARAMAN

MERHABA DEMEN YETER

Çok şey istemiyorum senden,
Karşılaştığımızda ; Bir 'Merhaba' demen yeter.
Nedenini bilmiyorum,
Uzaklaştırdın kendini benden,
Dudaklarının uçuylada olsa; Bir 'Merhaba' demen yeter.

Çok güzel günlerimiz olmuştu,
Her zaman el ele, göz gözeydik ,
Seninle yaşadıklarım bir ömre değer,
Yanında biri varsa eğer,
Gözlerinle olsa bile, bir 'Merhaba' demen yeter.

Sevdamızı 'Unuttun mu' diyerek, üzecek değilim,
İstemediğin sürece, zorlayacak değilim,
Seni çok sevdiğim için, kıracak değilim,
Yalnız; Yüreğim isyanlarda anla yeter,
Kaşlarını çatmadan, bir 'Merhaba' demen yeter.

Yıllar boyu sürecek dediğimiz, sevdamızın hatırına,
Mecnun'lar, Ferhat'lar kıskanacak dediğimiz, aşkımızın hatırına,
Yaşadığımız günler hatırına, güller hatırına, benim hatırıma,
Bir tebessümle, 'Merhaba' demen yeter.

Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.09.2005
KARAMAN

KÜRESEL YALNIZLIK

Üniversitenin ilk günlerinde,
Çok güzel bir kızla tanıştım.
Çok hoşuma gitti.
O da bana ilgisiz değildi,
Ve aramızda,
Küresel bir ısınma başladı.

Ama ne yazık ki,
Kız Japonya'lı.
Ne ben Japonca biliyorum,
Ne de O, Türkçe'yi öğrenmişti.
Kısa bir süre de olsa,
Küresel farklılık yaşadık.

Birbirimizden çok hoşlandığımız için,
Ben, Japonca öğrenmeye başladım.
O da, Türkçe'sini geliştirdi.
Ve aramızda bir sevda oluştu.
Bizimkisi artık,
Küresel bir sevdaydı.

Arkadaşlığımızın yıpranmaması için,
Ne ben O'nu,
Ne de O, beni tahrik ettik.
Yazılı olmasa bile,
Küresel bir antlaşma yaptık.

Saygılı ve seviyeli,
Çol güzel günler yaşadık.
İnanın, birbirimizi hiç kırmadık.
Küresel kavgamız hiç olmadı.

Dört yıl gibi uzun bir zaman,
Sanki bir ay gibi geçti.
Korktuğumuz başımıza geldi,
Ve okulumuz bitti.
Küresel bir deprem yaşadık.

Ne ben Japonya'ya gidebildim,
Ne O, burada kalabildi.
Şimdi,
Birbirimizden binlerce kilometre uzaktayız.
Küresel yalnızlık içeriside,
Kaderimize isyan ediyoruz.

İlişkimizde sevindiğimiz nokta,
Küresel olan her olayda,
Her taşın altından çıkan, Amerika,
Bizim bu küresel sevdamıza- İnanmayacaksınız ama-
Burnunu sokmadı.

Kemal KÜÇÜKTEKİN
16.08.1993
TOKAT

AŞIK OLMAK YETMEZ

"Ben doğaya aşığım", diyorsunuz,
Ne güzel bir duygu.
Doğa; Güzellikleri ile insanın ruhunu okşayan,
Bir oksijen deposu.
Ressamın tuvalinden çıkmış gibi,
O yeşilin bin bir türü.

Ama aşık olmak yetmez,
Sen doğa için ne yaptın.?
Egolarını tatmin etmek için,
Beşyüz bin ağaç yok edildi.
Altın aramak için,
Sıra Kaz dağına geldi.
Küresel ısınmaya, küresel yok oluşa,
Nükleer enerjiye,
Ve doğayı kirletenlere
Hiç tepkini koydun mu.?
Ya kaçak villalar için,
Katledilen ormanları, hiç düşündün mü.?
"Ben, yalnız ne yapabilirim.?" deme sakın,
Her şeyin üstündedir,
Halkın gücü..

Ama, bir çiçek yetiştirmemişsen,
Bir ağaç dikmemişsen,
Yok edilen güzelliklere ;
Düşüncelerini,
Yüreğini ortaya koymamışsan,
"Ben doğaya aşığım" demeye,
Hakkın yok sanırım.
Çünkü ;
Her türlü sevgi,
Emek ister.

İnsanlığın,
Doğaya olan aşkı,
Yüzyıllarca sürmesi için,
Koruyabilmelisin doğayı...

Kemal KÜÇÜKTEKİN
06.11.2007
KARAMAN

SONBAHARLARI HİÇ SEVMİYORUM

Bu şehirden,
Valizini alıp gittiğin gün,
Aylardan Ekim,
Mevsimlerden Sonbahar'dı.
Zaten hüzünlerin mevsimi olan,
Sonbahar'ları hiç sevmiyorum.

Aylardan Ekim'di,
Yapraklar sarı ve kavruk.
Sen şimdi beni bir görsen,
Yüzüm; Yapraklardan sarı,
Yüreğim; Yapraklardan kavruk.


Her Sonbahar mevsiminde,
Duygu dökümü başlıyor benliğimde.
Sonbahar yağmurlarından değil,
Gözyaşlarımdan ıslanıyor yüzüm.
Hazan mevsimlerinde
Sevgi bozumu yaşıyorum.
Ben, Sonbahar'ları hiç sevmiyorum.

Dönmeyeceksin biliyorum,
Bir Sonbahar'da gittin,
Bir Sonbahar'da dönsen ne olur.
Yüreğimdeki Sonbahar,
Yeşerir, güller açar, İlkbahar olur.

Sonbahar sarısıydı saçların,
Sonbahar hüznü vardı yüzünde,
Sana masumiyet veren.
Sonbahar gibi ürkekti yüreğin,
İnan ki ;
Seni hala çok seviyorum, ama
Ben, Sonbahar'ları hiç sevmiyorum...

Kemal KÜÇÜKTEKİN
21.10.2006
KARAMAN

GÜL KOKULU MUTLULUKLAR

Gönlümde bir gül gibi açtın,
Bir gül gibi gururlu,
Bir gül gibi saf ve temizsin,
Ömrün boyunca sana ;
Gül kokulu mutluluklar diliyorum.

Yüreğime bahar coşkusu veren,
Buğulu ve mavi gözlerinle,
Leylaklar gibi alımlısın.
Yarın !!, ben olmazsamda bile yanında,
Leylak kokulu mutluluklar diliyorum.

Seninle yaşıyorum baharımı,
Heyecan ve sevgim doruklarda.
Bahar nasıl yaşama arzusu veriyorsa doğaya,
Ben de yaşama arzumu senden alıyorum.
Ömrün boyunca sana ;
Bahar kokulu mutluluklar diliyorum.

Fidan boylum, canım, sevgilim,
Senin mutluluğun için,
İnan ki, ben canımı veririm.
Hep böyle, çiçek gibi kal daima,
Ömrün boyunca sana ;
Gül kokulu mutluluklar diliyorum..

-Biricik eşime ithaf ediyorum-

Kemal KÜÇÜKTEKİN
25.05.2007
KARAMAN

LEYLAKLAR BANA HUZUR VERİR

Ne zaman içimi sıkıntı kaplasa,
Ne zaman isyanlardaysam,
Atarım kendimi leylakların altına.
Çünkü ;
Leylaklar bana huzur verir.

Ne zaman aklıma gelsen,
Alırım elime kağıdı kalemi,
Leylakların altına giderim.
Sana en güzel şiirlerimi,
Leylakların altında yazdım.
Leylaklar bana ilham verir.

Seni leylakların altında gördüm,
İlk kez leylakların altında öpüştük.
Sen bana leylakların altında "Evet" dedin.
Aşkımıza leylaklar şahittir.

Leylakları çok severim, biliyorsun,
Kokusuyla uyumam için,
Leylaklar diktir, mezarımın başına,
Leylaklar bana huzur verir..

Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.06.2005
KARAMAN

MUTLULUK -2-

Bu gün, mutluluk için neler yapmamız gerektiğine ve koşullarına değinmek istiyorum.
Mutluluk; Erdemli olmanın bir ödülüdür. Ruhsal yönden haz duymaktır. Biz insanlar için araç olmamalıdır. Ulaşmak istediğimiz amaç ve sonuç olmalıdır.
Mutluluğu yakalamak için ilk önce kendimizi tanımamız gerektiğini belirtmiştim.
Şimdi diğer unsurlarına değinelim :
1. Sorumluluk sahibi ve güvenilir olun:
Karşınızdakine, eşinize ve dostunuza güven verin. Sorumluluk sahibi bir insan
olduğunuzu gösterin. Sorumsuz ve güven vermeyen bir insanın, çevresindeki insanlar tek tek uzaklaşır. Yalnız kalan bir insanda asla mutlu olamaz. Güvenilir ve sorumluluk sahibi bir insanın yanında her zaman dostları olur.
2. Kendiniz olun:
Mevlana'nın dediği gibi "Ya olduğunuz gibi görünün, ya da göründüğünüz gibi
olun" Özentiye ve aşırıya kaçmayın. Sade olun. Kendisinden farklı gibi davranan
insanlar, kendini daima küçük düşürür.
3. Kibirli ve hırslı olmayın:
Aşırı hırs bencillikle eş değerdir, karşısındaki insanı ezmeye kadar götürür.
Hırs, pişmanlık duygusunu beraberinde getirir. Ve insan asla pişmanlık duyacağı
bir işlevi yapmamalıdır.
Kibir ise, daha kötüdür. İnsana yapmak istemediklerini, yapılmaması gereken-
leri yaptırır. Çevresindeki insanları kendisinden uzaklaştırır. Kibir ve hırs, mutlu-
luğun düşmanıdır.
4. İyimser olun ve çevrenizi sevin:
Hayata iyimser gözlerle bakın. Her olgunun, olayın içerisinden iyi taraflarını
sezmeye çalışın.
Çevresindeki insanlara, ailesine, eşine, dostuna, komşularına sevgi ve saygı
gösteren insan, daha fazlasıyla sevgi ve saygı görür. Sevgi de cömert olun.
5. Dürüst olun ve daima doğruları savunun:
Bukalemun gibi renk değiştiren, nabza göre şerbet veren insanlar çekilmez
olur ve bulunduğu ortamdan zamanla dışlanır.Bu nedenle herkese karşı dürüst olun.
Gördüğünüz hataların ve yalnışların üzerine gidin. Yalnış davranışları ört-bas etme-
yin ama bunları kibarca yapın. Haklı olanın arkasında durun.
6. Hoşgörülü olun :
Size karşı saygısızlık veya bir hata yapılmışsa, ani bir refleksle kırıcı olmayın.
Karşınızdakileri incitmekten sakının. Haklılığınızı ortaya koyarken yumuşak olun.
Sizi yaralamayan ufak hataları görmemezlikten gelin. Karşınızdaki insanların sü-
rekli olarak iyi taraflarını görmeye çalışın.
7. Sabırlı olun :
Sabır ; Karşınızdakilerin size bakış acılarını değiştirir. Size ayrıcalık tanır.
Kendinize fırsat vermiş olursunuz. Sabırlı olan bir insan, amaçlarına yavaş yavaş
ama mutlaka ulaşır. Unutmayın ki sabır, taşı bile çatlatmıştır.
8. Sürekli olarak kendinizi yenileyin :
Dış görünüş açısından kendini yenilemekte önemlidir ama asıl olan, düşünce
ve bakış açınızın yenilenmesidir. Kendinizi geliştirin. Bol bol okuyun. Sosyal etkin-
liklere katılın. Kendisini sürekli yenileyen, geliştiren bir insan ilgi odağı olur.
Bunlar mutluluğun, mutlu olmanın anahtarlarından bazıları. Sizlerin şiirsel bir
mutluluk yakalamanız için yazılarıma devam edeceğim. Sizde ricam ; Bunları uygu-
lamanız, hayata geçirmenizdir. Yazılarımı okumakla kalmayın, uygulayın.
Şiirsel bir mutluluk için beni takip edin.
Saygılarımla..

Kemal KÜÇÜKTEKİN
03.11.2007
Karaman

ACI BİR YAŞAM

--Gerçek ve yaşanmış bir öykü--

Delikanlı otumuş çınarın altına,
Gözündeki yaşlarla, babasının mezarına bakıyordu.
Yanındaki sigara izmaritlerinden,
Biri sönmeden diğerini yaktığı belli oluyordu.

Derin bir iç çekti,
Kısa dönem içerisinde ,
Yaşadıklarına ve kaderine lanet etti.
Bir film şeridindeki gibi, kare kare
Yaşadığı ızdıraplar beyninden geçerken,
Yüreği bir kez daha acıyla sarsıldı.

Oysa her şey ne kadarda güzeldi,
Çok değil, daha bir yıl önce,
Ailesiyle kendi dünyalarında,
Ekonomik durumları çok iyi olmasada,
Sakin ve mutlu bir yaşantıları vardı.

Lise son sınıfa gidiyordu,
Okulunun çalışkan ve gözde öğrencisiydi.
Annesi, babası kendisiyle gurur duyuyorlardı.
Göğsünü gere gere ;
"Bu benim oğlum " diyordu, babası.
Sıkıntılar lise son sınıfta,
Dersaneye gitme düşüncesiyle başlamıştı.
Babası fabrikada işçi,
Dersane ücretleri çok pahalıydı.
Babası "Kaldıramayız oğlum" diyordu.
Ama öğretmenlerin çabası ve dersanenin kolaylık sağlamasıyla,
Bu sorun aşılmıştı.
Babası hissettirmese bile, üzülmüştü.
Çünkü : Ailesinin tüm masraflarını,
Onuruyla karşılamak isteyen bir babaydı.

Sınav günü gelmişti, ya elektronik ya da bilgisayar diyordu,
Babasının yaşadığı ikilemde, yüzünden okunuyordu.
"Kazanırsa nasıl okuturum" diyordu,
Ama oğlunun geleceği için, kazanmasınıda çok istiyordu.

Ve delikanlı,
Hem de il birincisi olarak,
İstanbul'da bir üniversitenin Bilgisayar Mühendisliğini kazanmıştı.
Lise ve dersane öğretmenleri,
Evlerine kadar gelmişti kutlamak için.
Annesi, babası sevinçten gözyaşlarını tutamamışlardı.
Kolay mı, yaşadıkları ilde, çoçukları
İkinci Bilgisayar Mühendisi olacaktı.

Ama sevinçleri bir yumruk gibi, boğazlarında kaldı.
Hayatın kahpe acımasızlığı, o iğrenç suratını gösterdi,
Yurt çıkmamıştı.
İstanbul'da okumak kolay mıydı?
Ev kiraları ateş pahası,
Özel yurt ücretleri, neredeyse babasının maaşı.
Öğretmenleri "Bunu da aşacağız" diye destek oluyorlardı.
Ve babasının çalıştığı fabrikadan burs kopardılar.
Ayrıca, fabrika mal aldığı bir firmadan,
Part-time iş te bulmuştu ve biraz rahatlamışlardı.

Kendisi İstanbul'a gittikten sonra,
Babası, oturup bir hesap yapmıştı.
Oğlunun part-time çalışması ve burs parası,
Ev kirasını ancak karşılayacaktı.
Ayda en az 250-300 milyon göndermesi gerekiyordu,
Değilse oğlu İstanbul'da, nasıl yaşayacak ve nasıl okuyacaktı.

Aldığı maaşla, kıt kanaat geçiniyorlardı,
Oturdukları ev kiraydı,
Maaşının yarısını oğluna gönderdiğinde,
Geriye kalanla, dört kişi ne yapacaktı.

Babası hemen iş aramaya başladı.
Konuşmuştu müdürleriyle,
Fabrikada vardiyaya kalmayacaktı.
Ama ne yazık ki, ufak bir ilde,
Akşam saat altıdan sonra,
İçkili bir lokantada iş bulabilmişti.
Ve oğlunun asla haberi olmayacaktı.

Lokantadan aldığı ilk ücreti,
Oğluna göndermişti gururla.
Sıkıntı çekmiyorlardı ama günde dört saat uyuyabiliyordu.
Yılmayacaktı, hem alışmıştı artık,
Tabak kırmadan yıkayabiliyordu bulaşıkları.

Dördüncü aydan sonra yorgunluk başlamıştı, babasında.
Kolay mı 45'inden sonra,
Günde yirmi saat çalışmak.
Artık lokantada fırçalar başlamıştı,
Resmen ayakta uyuyordu, zavallı.
Özel hayatıda hiç kalmamıştı,
Eşini ve çoçuklarını hiç görmüyordu.
Eve geldiğinde çoçuklarını,
Uyanmalarından korkup, ancak bir kaç dakika öpüyor,
Ve bir pelte gibi yatağa düşüyordu.

Annesi ise: Eşinin bu haline çok üzülüyordu,
Koskoca adam günden güne eriyordu.
Gururda duyuyordu, fedakar kocasıyla.
Çoçuk üniversiteyi bitirinceye kadar,
Varsın, sevgiyle sarmasın kendisini, kocası.
Ama en küçükleri laf anlamıyordu,
"Bana ne, ben babamı istiyorum" dedikçe,
Kadere öfkesi, bir kat daha artıyordu kadının.

Haziran ayıydı,
Bulaşık yıkadığı tezgaha,
Düşüvermişti başı,
Hem de oğlunun başarıyla birinci sınıfı geçtiğini görmeden.

Babasının öldüğünü duyunca,
Zindan gibi karardı dünya,
Güneş başka gezegenlere gitti sanki.
Damarlarından kanını şırınga ile çekmişlercesine,
Eli ayağı buz kesmişti delikanlının.
Hele gecenin birinde, bulaşık yıkarken ölmesi babasının,
Daha da yıkmıştı delikanlıyı.
Babası, kendisini okutmak için ölmüştü.
Bağırmak istedi., sesi çıkmadı,
Ağlamak istedi.,hıçkırıklar boğazına düğümlendi, ağlayamadı
Topkapı garajına bile yürüyemedi,
Arkadaşları kollarına girerek getirmişlerdi
Otobüse ölüsünü bindirmişler
Eve sanki ölüsü gelmişti ..
Sürekli kendisini ve bu lanet hayatı suçluyordu.
Hiç kimseyle konuşmaması da, herkesi korkutuyordu.

Çınara yaslanmıştı delikanlı,
Peşpeşe sigara yakıyordu.
Öfkeliydi hayata,
Kaderleri hep kötümü yazılmıştı.

Delikanlı okullar açıldığında İstanbul'a gitmemişti.
Orada dişini tırnağına takıp okurdu,
Ama, buradaki annesi ve kardeşleri ne olacaktı.
Annesi cahildi, elinden hiç bir iş gelmiyordu.
Hele bu acımasız kader, ağlarıyla kendilerini sarmışken
Çoçuklarına bakmak için.,
Bu yaştan sonra orospuluk mu yapacaktı,kadın.
Bu nedenle çok sevdiği okulunu bıraktı delikanlı,
Bilgisayar Mühendisliği hayal olmuştu.
Ve babasının çalıştığı fabrikada, çalışmaya başladı.

Çınara yaslanmıştı delikanlı,
Aradan beş ay geçmişti.
Ve ilk kez bugün ağlıyordu delikanlı.
Hıçkırık sesleri mezarlığın öbür tarafından duyuluyordu.
Yanaklarından süzülen yaşlar,
Sanki su dökmüşcesine ıslatmıştı göğsünü.
Dizlerinin üzerinde emekliyerek,
Babasının mezarının üzerine uzandı.
Toprağını ve babasını kokladı.
İçerisi isyanlarla doluydu.
Ve yavaş yavaş ayağa kalktı delikanlı,
Öfkesini yenemiyordu, yumruklarını sıktı,
Boğazı yırtılırcasına;
"Baabaaam" diye bağirdı.
Sanki babasını incitmemek istercesine,
Mezarın yanıbaşına düşüverdi.
Ve çınardan, çığlık çığlığa güvercinler havalandı.

Kemal KÜÇÜKTEKİN
05.11.2007
KARAMAN

AŞK ESİRİ

Masumca yaşarken kendi dünyamda,
Ansızın karşıma çıkıverdin.
Yaktın yüreğimi,
Duygularımda terör estirdin.
Dudaklarının ateşiyle kavurdun,
Ve kurşun gibi bakışlarınla,
Ruhumu, tam onikiden vurdun.

Provokasyona geldim, benliğimi alt-üst ettin,
Savaşmaya gücüm yok, bunu farkettim,
Ateşkes ilan ediyorum, bu aşkta ben kaybettim.
Çığlıklarla zaferini kutla artık, aşkının esiriyim.

Galip sensin, al yüreğimi,
İstersen öldür, istersen sev beni.
Ben sana mahkümum, yüreğine hapset beni,
İstersen böl-parçala, istersen türet beni...

Kemal KÜÇÜKTEKİN
09.12.2006
KARAMAN

GÖNÜL HIRSIZI

Peri misin, prenses misin bilmiyorum,
Bildiğim, sen yaman bir hırsızsın.
İlk önce, hissettirmeden kalbimi çaldın,
Sonra, kimseleri görmemem için, gözlerimi.

Herşey çok çabuk gelişti, çok hızlısın,
Ansızın geleceğimide çaldın,
Hiç bir şeyin tadı-tuzu kalmadı artık,
Sen duygularımı ne zaman aldın.?

Sen, bende ki beni de alıp,çaresizliği bıraktın,
Gözyaşlarım bile çalınmış, artık ağlayamıyorum.
Benim daha önce de kalbimi çaldılar ama,
Senin gibi merhametsizini ilk kez görüyorum

Sen bir gönül hırsızısın, inandım buna,
Keşke; İlk deneyimin ben olmuş olsam.
Kemal' in senden çok çekeceği var,
Bu hırsızlığı alışkanlık haline getirmişsen...

Kemal KÜÇÜKTEKİN
22.11.2004
Karaman