Gönlümden gönlüne sevgi seli,
Akıyor bak ince ince.
Sevdam sarıyor ipek tenini,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Gözlerimizde doğdu bizim sevdamız,
Yüreğimizin sıcaklığı ile büyüttük.
Duygularımız dile geldi, biz sevince,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Ellerimiz kenetlendi, yüreğimiz gibi,
Mutluluktan uçuyoruz, melekler gibi,
Öyle huzuluyuz ki, cennette gibi,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Sırılsıklam sarhoşuz biz mutluluktan,
Daha ne isteyebilirim ki, ben Allahımdan,
Tüm sevenlere de versin, bizim sevdamızdan,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Ruhumu bir sarmaşık gibi, sardın bebeğim.
Gönlüme bir güneş gibi, doğdun bebeğim.
Allah nazar değdirmesin bu sevgimize,
Mutluluk yağıyor üzerimize ince ince.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
30.12.2007
KARAMAN
MUTLULUK YAĞMURU
GÜNAYDIN AŞKIM
Günaydın aşkım,
Bugün çok güzel ve çok zarifsin.
Benim aşkım olduğun için,
O kadar mutluyum ki,
Anlatamam.
Ve bende, Söz veriyorum sana aşkım,
Sende ;
Yeryüzünün en mutlu kadını olacaksın.
Günaydın aşkım,
Yine bir melek gibisin bugün.
Saçların dalga dalga, ipek gibi.
Gülümsediğinde, yüzündeki o gamzelerin,
Yüreğimi liğme liğme eritiyor benim.
Söz veriyorum sana aşkım,
Yüzündeki o tatlı tebessümlerin,
Hiç eksik olmayacak senin.
Hayatım, birtanem, aşkım.
Sen, herşeyin en güzeline layıksın.
Sana mutlulukların en güzelini,
Şiirsel bir mutluluk vadediyorum.
Ben, mutluluğumuz için,
Yüreğimi, canımı ortaya koydum aşkım.
Gözünde bir damla yaş,
Yüzünde bir hüzün.., Gördüğüm an,
Ben bu cana,
İnan ki, son veririm..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
29.12.2007
KARAMAN
SENSİZLİKTEKİ ÖZLEMİM
Sensiz geçen yıllarda,
Anılarla avundum aşkım.
Ama anılar yetmiyor bazen.
Yüreğim seni,
Gezdiğimiz sahillerde,
Çay içtiğimiz, erguvan parkında arıyor.
Yüreğim,
O sımsıcak ellerini,
Yeşil buğulu gözlerini özledi.
Yüreğim,
Bahar kokulu sevdiğini özledi.
Ama merak etme aşkım,
Sensiz geçen yıllarda,
Sana olan sevdamı,
Yarınlara taşıdım.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
27.12.2007
KARAMAN
BİR AŞK HİKAYESİ
-*Bizimkisi bir aşk hikayesi
Siyah beyaz film gibi biraz-
Ne güzel günler yaşamıştık seninle,
Okulda, evde, parklarda, cafede.
El ele, göz göze.
Sonsuz bir sevgiydi bizimkisi,
Ve çağlayanlar gibi.
Birlikteliğimizin üçüncü yılında,
Sen yanıma taşınmıştın.
Sevdamızın en güzel günleriydi, o günler.
Seninle aynı yatağı bile paylaşmıştık.
Üçüncü yılı biterken okulun,
Ailelerimizin yanına dönmemek için,
Ne yalanlar söylemiştik.
Ama, ağlayarak binmiştin otobüse,
Sen otobüste, ben aşağıda ağlıyorduk.
Hatırlıyor musun aşkım,
Ne kadar zor ayrılmıştık.
Son sınıfa geçmiş ve,
Okul biter bitmez, evlenmeye karar vermiştik.
Ama sen,
Sen, parmağında bir yüzükle dönüvermiştin.
O an, dünyam yıkılmıştı sanki,
Sen nedenlerini söylemeye çalışırken,
Ben, ne duyuyor, ne görüyor, ne de düşünebiliyordum.
Yaşam bitmişti benim için.
Aynı bölümdeydik.
Seni her dakika görmeye dayanamazdım artık.
Ve ben,
Son sınıfı dondurarak, kaçmıştım.
Senin huzursuz olmaman,
Ve yıkıldığımı görmemen için,
Okulu bırakmak zorunda kalmıştım.
Ve ben, bir yıl kayıptan sonra,
Okula dönmüştüm. Sen ise okulu bitirmiştin.
Ama ben, eski ben değildim,
Hiç bir şeyin tadı yoktu artık.
Soyutlamıştım kendimi herşeyden.
Yalnız başıma bir serseri gibi,
Okula gidip geliyordum, her şey yalandı.
Gerçek olan ise;
Seni hala unutamamıştım.
Son dönemiydi okulun,
Diplomanı almak için geldiğini duydum.
Acıyla sarsıldı yüreğim.
Ama yine de,
Seni uzaktan da olsa görmek istedim.
Hamileydin,
Hamilelik ne güzel yakışmış sana,
Zaten çok güzeldin, daha bir güzel olmuşsun.
Seni görünce dayanamadı yüreğim,
Kanamaya başladı yine.
Ne vardı sanki gelecek,
Diplomanı postayla isteyemezmiydin.
Beni sormuşsun, arkadaşlardan.
"Çok kötü, istersen bir gör,
Moral verirsin biraz" demişler, benim için.
"Karşısına çıkmaya cesaretim yok,
Sanırım, o da beni görmek istemez" diyerek, kabul etmemişsin.
"Çok acı çektirdim ona, ahı tuttu herhalde,
Boşanıyorum zaten" demişsin.
Duyduğumda çok üzüldüm,
Tanımadan evlendiğin adam,
Dersanade, öğrencisine aşık oldu demek.
Sana bunu nasıl yapabildi ?
Gerçekten de çok ahmakmış kocan.
"Herhalde ahı tuttu" derken ciddi değildin, değil mi ?
Olamazsın da zaten.
Ben sana ahedermiyim hiç aşkım,
Yüreğim param parça da olsa,
Ben sana, hiç ahetmedim.
Ben Allahımdan, senin mutlu olmanı istedim.
Senin mutlu olman için, sadece dua ettim.
Sadece dua ettim aşkım, sadece dua.
İnanır mısın ?
Seni hala deliler gibi seviyorum aşkım.
Diplomanı alıp okuldan ayrılırken,
Peşinden koşmak istedim.
Ellerinden tutup,
"Gitme, n'olur" diye yalvarmak istedim.
Ama ;
Yapamadım aşkım yapamadım.
Gözümden yağmur gibi inen yaşlarla,
Arkandan el sallayıp,
Yalnızca ;
"Elveda aşkım elveda" diyebildim.
Elveda....
*Üstad Kayahan'a saygılarımla.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
27.12.2007
KARAMAN
MUTLULUĞUM SENİN ELLERİNDE
Oturdum deniz kıyısına,
Martıları gördüm önce,
Denize pike yapan martılar, çığlık çığlığa,
Neşeli mi neşeli.
Benim se,
Düşüncelerim karma karışık,
Duygularım endişeli.
Kalbim mi ?
Kalbimi bilmiyorum,
O., Sende.
Karadenizin dalgalarını biliyorsun,
Olabildiğine acımasız,
Olabildiğine hırçındır.
Sende hıçınlığını,
Dalgalardan mı aldın aşkım ?
Aynı dalgalar gibisin,
Kayboluyorum sende.
Oturdum deniz kenarına.
Güneş batıyor,
Ve gurup vakti başladı.
Deniz alev alev yanıyor.
Yüreğim gibi.
Yanıyor yüreğim benimde,
Dermanı sende.
Ay doğuyor,
Birazdan yakamozların dansı başlayacak.
Uzat elini aşkım,
Gel dans edelim.
Bırak yüreğini yakamozların ritmine,
Mutluluğumuzun dansı olsun bu.
Mutluluğum sende,
Senin..,Ellerinde...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
10.08.2001
KARAMAN
SENİ ARIYORUM
Yine sensiz dolaştım ıhlamur parkını,
Ellerini aradım, ellerimin arasında.
Çıplak ayakla dolaşmayı sevdiğimiz sahilde,
Gözlerini aradım, denizin mavisinde.
Yoksun, ne evde, ne okulda, ne de cafede.
Sordum seni, gezdiğimiz her yerde.
Bir tek resmin kaldı sevgilim, yalnızca elimde,
Kokunu aradım, gül bahçelerinde.
Gittiğinden beri sızlıyor yüreğim.
Mutlu bir dünya kurmaktı, benim emelim.
Bak, umutla bekliyor yolunu gözlerim,
Sevdamı aradım, gönül bahçelerinde.
Seni sordum Kemal'in yüreğine,
Hala sıcaklığın ve sevdan varmış, en güzel yerinde.
Cennetten kovulacağımı bile bile,
Seni aradım, meleklerin güzelliğinde..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
20.7.2007
KARAMAN
KIRMAYIN KALPLERİ
Çok üzgünüm, kırdım birtanemi,
Güller, orkideler gönderdim, yine affetmedi.
Acı biberler basın, dağlayın dilimi,
Bir anlık kıskançlıkla, kırdım birtanemi.
Sırcalı bir cam gibiymiş yüreği,
Anlayamadım, birdenbire kırılıverdi.
Kelimeler yetersiz kalır, anlatamam, o kadar pişmanım ki,
Ne yapsam, ne etsem imkansız, olmuyor tamiri.
Şu an birtanemden, daha üzgün, daha bedbahtım,
Yüreğimin kanı çekildi sanki, çok ama çok acıyor canım.
El ele, göz göze, dolu dolu yaşamak varken sevgimizi,
Yeter ki affetsin, bir daha kırarmıyım birtanemi.
Kemal der ki ; Deymez bu dünyaya, kırmayın kalpleri,
Sevgi çok kutsaldır, incitmeyin birbirinizi.
Şiirsel bir sevda için, neler feda edilmez ki,
Ne duruyorsunuz, hadi ; Koyun ortaya yüreklerinizi...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
21.12.2007
KARAMAN
ALINYAZIM
Seni yazmak istedim kitaplara,
Herkes sevgilim olduğunu okusun diye.
Ama kağıtların sararmasından,
İsminin solmasından korktum.
Ben senin, sararıp solmanı hiç istermiyim, sevgilim.
Herkesin seni çok sevdiğimi görsün diye,
Rengarenk gökkuşağına ismini yazmak istedim.
Ama gökkuşağı çabuk kayboluyor,
Ben senin de kaybolmanı hiç istermiyim, sevgilim
Yüreğime yazmak istedim seni,
Baktım, zaten yüreğimin en güzel yerindesin.
Ama yüreğimde olduğunu kimse bilmiyor,
Yüreğime yazsam seni, yine kimse görmeyecek ki.
Ben ;
Cümle alemin,
Senin, sevgilim olduğunu görsün istiyorum.
En sonunda seni,
Anlıma yazdım bitanem.
Herkes görüp, sevgilim olduğunu anlasın diye.
Böylece sen benim,
ALINYAZIM oldun, sevgilim..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
16.12.2007
KARAMAN
Gönderen
Kemal Küçüktekin
zaman:
10:48
0
yorum
Etiketler: alınyazısı, sevda, sevgili
BİR MESAJ YETER
Mehtaplı bir gece,
Ayın ondördü olmalı.
Hava açık, gökyüzü ışıl ışıl.
Yıldızlar birbirine durmadan göz kırpıyorlar.
Ve dışarıda bir Ağustos böceği,
Sevgilisine serenat yapıyordu.
Geç kalmış bir yaz gecesi,
Yine çok uzun olacak.
Uykusuz,
Ter basacak kıskançlık krizlerinden.
Ne kadar zormuş bu aşk,
Hele sevdiğinden ayrı kalınca, ne çok batıyormuş.
Okul kapanalı bir hafta olmuştu.
Koskoca bir hafta ve isyan dolu.
İzmir'de aynı fakültede okuyorlardı.
Ama şimdi o,
Ailesinin yanında Samsun'daydı.
Her gün, en az 10-15 kez aramış,
Ulaşamamıştı.
O ise ; Hiç ama hiç aramamıştı.
Mehtaplı güzel bir gece.
Balkonun altından bir çift geçti,
El ele, gülerek ve sarmaşdolaş.
Onları görünce yüreği daha çok sızladı.
Kafasında soru işaretleri.
O anda mesaj geldi ;
"Beyninin değil, dinle sesini yüreğinin,
Ben burada yalnız değil, seninleyim."
Sevinçten bir hoş oldu, çıldırabilirdi.
Yüreği bir kuş gibi yerinden uçacaktı.
Günlerce beklediği bu güzel mesaj için,
Gözünü kırpmadan, canını bile verebilirdi.
Hemen telefonu açtı,
Anlaşılan, bu gecede uykusuz geçecekti..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
15.12.2007
KARAMAN
. ÖLÜMSÜZ SEVGİ
Deniz gördü seni,
Gözlerini gördü, mavi mi mavi.
Kıskanmıştı biraz.
Ama, topladığı yakamozları,
Bir konfeti gibi saçlarına serpti.
Deniz, çok sevmişti seni.
Bahar gördü seni
Rengarenk sevda çiçekleri getirmişti.
Yüzünde, tatlı mı tatlı güller açtığını görünce,
Çok sevindi.
Çiçeklerden topladığı o güzel kokuları,
"Bahar kokulu bir sevgili ol" diyerek, sana verdi.
Bahar, seni çok sevmişti.
Muhabbet kuşları gördü,
El ele, diz dize, göz göze bizi.
Kıskanmışlardı.
Fısıldadılar kulağımıza ;
"Sözde bizim adımız muhabbet kuşu,
Sizi yalnız biz değil, tüm sevdalılar kıskandı."
Muhabbet kuşları, çok sevmişlerdi seni.
Herkesin görüp, aşık olduğu kadar,
Öyle güzel, öylesine sevimlisin ki,
Bir melek gibisin sanki,
Ama ; İlk önce ben gördüm,
Ve ölesiye sevdim seni.
Allah şahidim olsun ki sevgilim,
Benden daha fazla,
Kimse sevemez seni.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
14.12.2007
KARAMAN
İNSAN AVI
Uzun bir yolculuktan sonra,
Nihayet gelebilmişti baraja.
Hem bir haftanın yorgunluğunu, stresini atmak,
Hemde amatörce yapıp, haz duyduğu,
İnsan avlamak için gelmişti buraya.
Bagajdan olta takımlarını ve sepeti çıkardı.
Sepette insan avlamak için yemler vardı.
Bir taşın üzerine oturdu balık,
Günlük gazeteleride yanına aldı.
Önce bir bira açtı,
Daha sonra oltasına takmak için,
İnsan yemlerini çıkardı.
İlk önce oltaya, et takmayı düşündü.
Ama insan ; Et yemeği çoktan unuttuğu için,
Oltaya pek gelmiyor, dedi ve vazgeçti.
Balık, bugün ciğerle başlayayım dedi,
İnsan ciğerede,
Kedinin ciğere bakması gibi, bakmasına rağmen,
Tadını unuttuğu için,
Kuşkuyla oltaya yaklaşıyordu.
Şu insanda da, hiç damak zevki kalmadı, dedi balık.
Balık, en sonunda ekmek takmaya karar verdi.
Nasıl olsa insan ;
Ekmekten vazgeçemiyor,
Ekmekle karnını doyuruyordu.
Çeyrek ekmeğe yakın bir ekmek takıp,
Rastgele diyerek, oltasını fırlattı.
Ve balık,
Başladı insan avlamaya.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
13.12.2007
KARAMAN
GERÇEK SEVGİ
Bu sabah naz yapmak istemişti canı,
Karısı İnci hanımın ;
"Uğur bey, ben çayı demliyorum,
Hadi sende simit al, sıcak sıcak" demesini,
Saçlarını okşayarak uyandırmasını, bekledi.
Ama yüreği acıyla sarsıldı,
Yatağın içerisinde, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı,
Biricik eşi, İnci hanım öleli, bir ay olmuştu.
Kalktı Uğur bey,
Koskoca evde tek başına kalmıştı.
Oğlu İstanbul'a, kızı Erzurum'a dönmüşlerdi.
Damadı izin alamadığı için gelememişti.
Ama ; İnci hanımın çok sevmesine rağmen,
Gelini cenazeye gelmemişti.
61 yaşındaydı Uğur bey,
Son bir ayda yaşadıkları,
On yıl daha da yaşlandırmıştı sanki adamı.
Şimdi hayatta yapayalnızdı.
Ve o hayat, o kadar zorlaşmıştı ki,
Tek başına göğüsleyebilmesine gücü yoktu.
Ev boğuyordu, sığamıyordu eve,
Her oda da İnci hanımın sesi yankılıyordu kulaklarında,
Hangi odaya girse, İnci hanımı görüyordu.
Attı kendini dışarıya.
Bir simit alarak parka oturdu,
Evde yemekte yiyemiyordu artık,
Her lokma düğüm düğüm boğazına düğümleniyordu.
Halbuki bir ay öncesine kadar,
Tek başına dışarıda hiç yemek yememişti.
İnci hanımla, her lokmayı sevgiyle paylaşmışlardı.
Çiçekciden yine, köklü olarak üç karanfil aldı,
Biri oğlu, biri kızı, biride kendi içindi karanfillerin.
İnci hanımın mezarına, özenle dikti,
Tek tek suladı onları.
Ve bir ay boyunca her gün,
Dikmiş olduğu karanfillerle,
İnci hanımın mezarı karanfillerden görülmüyordu.
Çünkü ; İnci hanım karanfilleri çok seviyordu.
Yüreği acısada, paramparça olsada,
Ayrılamıyordu,
Her zaman olduğu gibi, oturdu mezarının başına.
Ve İnci hanımla dertleşmeye başladı yine.
İnci hanıma ;
Ben ölmüş olsaydım, yapabilirmiydin yalnız başına, diye sordu.
Gerçekten İnci hanım yapabilirmiydi yalnız,
Bu acımasız dünyada,
Düşünmek istemedi bile.
"İnci için daha zor olurdu hayat,
Benden daha çok acı çekerdi" diyerek, kendisi cevapladı sorusunu.
Zaman su gibi akıp geçmişti yine,
Havanın kararmaya başladığını farketti.
Üzülerek kalktı ;
"Yarın yine gelirim hayatım,
Ölünceye kadar seni yalnız bırakmayacağım" dedi.
Ve Uğur bey,
Ellerinde karanfillerle her gün,
Kar, yağmur, çamur demeden,
Sabah sekizde geliyor, akşam beşte eve dönüyordu.
"Gerçek Sevgi" dedikleri, Herhalde bu olmalıydı.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
10.12.2007
KARAMAN
AŞK ACITIR/ MIŞ
Bu günlerde aşk konusunda,
Herkes birşeyler söylüyor, herkes uzman kesilmiş.
Aşk acıtır, ağlatır diye, ahkam kesiyorlar.
Yok, yemeden içmeden kesilirsin,
Yok, uykuların kaçar uyuyamazsın,
Gözünde yaş eksik olmaz,
Kalbin kan ağlar, falan filan.
Geçin bunları kardeşim geçin.
Ben yıllardan beri aşığım,
Ne kalbim acıyor, ne de uykularım kaçıyor.
Üstelik rahat rahat, huzur içinde uyuyorum.
Evet, ben yıllardan beri aşığım, hemde sırılsıklam.
Ben, her mevsimi ayrı bir güzellikte olan doğaya aşığım.
İlkbahara, yaza, kışa, sonbahara ayrı ayrı aşık oluyor insan.
Bahar; Yeşiliyle, mavisiyle bir huzur vadisi sanki.
Bülbüller, serçeler hep beraber şarkı söyler,
Kelebeklerin bazısı vals, bazısı tango yapar rengarenk.
Ve temiz bir hava, ciğerlerine istediğin kadar çek.
Kışın ise; Her yer bembeyaz,
Saflığın, temizliğin sembolü kar.
Çık dışarı yuvarlan üzerinde, rahatlarsın.
Uzun gecelerinde ise;
Kitap oku, şiir yaz, istediğin kadar özgürsün.
Sonbaharda, sarı renklere aşık olursun.
Yaprakların ağaçtan mahsun ayrılışını izler,
Onlarla beraber üzülürsün.
Göçmen kuşların neşe içerisinde eve dönüşlerini,
Karıncaların telaş içerisinde,
Bir oraya, bir buraya koşuşturduklarını görüp, gülümsersin.
Rısk aylarıdır Sonbahar, yağan yağmurlarla sevinirsin.
Evet ben aşığım, aşık olmak ne güzel bir şey.
Ne canım acıyor, ne de aşk batıyor.
Ayrıca ben sırılsıklam denizede aşığım.
Mavisine, güneş batarken kızıla boyanmasına, gurup vakitlerine.
Ayışığında yakamozların göz kırpışlarına,
İyot kokusuna,
Kumsalda çıplak ayakla yürümeye, aşığım.
Denizle;
Kan-ter içinde kalıncaya kadar şakalaşır, oynaşırız.
Ve deniz benim hiç canımı acıtmıyor.
Ben denizede aşığım hemde sırılsıklam.
Efendim.., anlayamadım..,
Siz.,
Siz, güzel bir kadına aşık olmaktan mı bahsediyorsunuz?
"Hele bir güzele aşık ol" mu diyorsunuz.
Hadi canım sende..,
Allah korusun :
Ben daha delirmedim...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
16.03.2006
KARAMAN
ADIN SEVDA OLSUN SENİN
Seni ilk gördüğümde,
Gözlerimi senden alamadım.
Fidan gibi boyun, kumral saçların, ela gözlerinle,
Yer yüzüne inmiş bir melek gibisin.
Yüreğimde yangınları başlattı,
Yüzündeki o tatlı tebessümlerin.
Cesaret edip soramadım ama ;
Adın sevda olmalı senin..
Bir kış günü görmüştüm seni,
Her yerde kar vardı, hava soğuk mu soğuk.
Yüreğime yağan karlarda buz tutmuştu sanki.
Ama, güneş gibi yüzün, sımsıcak yüreğinle,
Dünyama giriverdin.
Bir bahar havası estirdin.
Yüreğimdeki çağlayanlar coştu, etrafta cıvıl cıvıl kuş sesleri.
Havada ;
Hem buram buram bahar,
Hem de buram buram aşk kokusu.
Ve şimdi bir başka çarpıyor yüreğim.
Başıma taç yaparım inan,
Yeter ki ;
Adın sevda olsun senin.
Neler oldu bana, bende anlayamadım.
Elim ayağım dolaşıyor, sarhoş gibiyim.
Gecelerimde, gündüzlerimde, düşlerimde,
Her yerde sen varsın, sen ve ela gözlerin.
Mutluluktan,
Bir kelebek gibi yerinde duramıyor şimdi,
Yıllardır pas tutmuş yüreğim.
Çok ama çok güzel duygular bunlar,
Ve seninle her şeye varım ben,
Yeter ki ;
Adın sevda olsun senin..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
07.07.2005
KARAMAN
HEYBEDEKİ YALNIZLIK
Oturdum,
Bir şiir yazayım,
Gruba göndereyim diye düşündüm.
Baktım, haftanın konusu,
"Heybedeki Yalnızlık" mış.
Tam bana göre dedim.
Doğduğumdan beri yalnızım zaten.
Kalbim yalnız, ruhum yalnız, ben yalnızım.
Yalnızlıkla o kadar kaynaştık ki,
Benim bir arkadaşım, dostum oldu yalnızlık.
Ama ;
Ama, insan dostunu, arkadaşını,
Hiç heybeye koyar mı?
Dostumu heybeye yakıştıramadım.
Vazgeçtim bende şiir göndermekten..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
09.12.2007
KARAMAN
ÖFKE
İşte sessizlik sesimizle buluşuyor,
Fırtına öncesinin sessizliği bu.
Yüreklerimizdeki vatan sevdamızın coşkusu,
Meydanlar ayak seslerimizle inleyecek.
Yüzbinlerin sesi öyle gür çıkacak ki,
Bu vatana ihanet eden kişiliksizler,
Kendi yalnızlıkları içinde eriyecek.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
08.12.2007
KARAMAN
BEKLİYORUM
Biliyorsun,
Ben beklemeyi hiç sevmiyorum,
Ama seni;
Susuz kalmış bir Nergisin,
Bir damla su beklediği gibi, bekliyorum.
Yokluğunda canım,
Öyle özlüyorum ki seni,
Kuraklıktan kavrulmuş toprağın,
Yağmuru özlediği gibi, özlüyorum.
Öyle özlüyorum ki seni bir tanem,
Çiğdemin baharı özlediği gibi, özlüyorum.
Gel artık meleğim,
Sevgiye muhtaç bir çoçuk gibi,
Senin yolunu bekliyor yüreğim.
Annesini emmek için bekleyen bir kuzu gibi,
Sana kavuşacak günü bekliyor gözlerim.
Gel artık kor yüreklim,
Sabırtaşı değilim.
Ama ;
Kavuşma günümüz mahşerde olsa bile,
Ben seni,
Ölümüne bekliyorum..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
07.12.2007
KARAMAN
SABIRTAŞI
Biliyor musun,
Kalbin taş gibi.
Erzurum mu, Eskişehir mi yoksa granit taşı mı,
Bilmiyorum.
Öyle hissiz ve sevgisizsin ki,
Yüreğin gerçekten taş gibi.
Seni çok ama çok sevdiğimden,
Senin vurdumduymaz ve kaprislerinden,
Bende taş gibi oldum.
Ama ;
Sabırtaşı.
Kemal KÜÇÜKTEKİN
06.12.2007
KARAMAN
ÇARESİZLİĞE İSYAN
Saat 6,
Akşam olmuştu.
Hava acımaya başlamıştı.
Kucağındaki inşaatlardan topladığı,
Tahta parçalarını yere bıraktı adam.
Yüzünde bir tedirginlik vardı, yüreğinde isyan.
Gecekondunun kapısını açıp, içeri girmeye çekiniyordu.
Bu günde iş bulamamıştı.
İş bulamadığı her gün,
Karısının ve çoçuklarının yüzüne bakamıyordu.
"Ah., bir bahar gelse" diye mırıldandı.
O zaman işsiz kalmıyordu.
İnşaatlara, bahçe sulamaya, çapaya gidiyor,
Ne iş bulsa çalışıyordu.
Sigortası olmuş olmamış arama lüksü yoktu.
"Ah.. Bir bahar gelse" dedi.
Ama kış yeni başlamıştı.
Daha dört ay vardı bahara.
Nasıl geçireceklerdi bu kışı.
İsyanından mı yoksa öfkesinden mi,
Duvara bir yumruk vurdu.
Eli kanayarak içeri girdi adam.
Çoçuklarının ikiside,
lamba ışığında ders çalışıyordu.
Daha elektrik bağlatamamıştı gecekondusuna.
Karısı, yüzüne bile bakmadan, "Hoşgeldin" bile demeden,
"Evde ekmek yok, unda bitti,
Bakkal veresiye vermemiş çoçuklara" dedi.
Bir çoçuk gibi utandı, ensesine kadar kızarmıştı.
Hiç sesini çıkarmadan, ayaklarının üzerinde dönüverdi.
Eli hala kanıyordu ama acısını hiç duymuyordu,
Çünkü; Yüreği daha çok acıyordu.
Karısına diyecek sözü yoktu, haklıydı.
Yıllardan beri her sıkıntıya göğüs germişti karısı.
Ne gençliğini yaşamıştı, ne de kadın olmanın onurunu.
Bakkala gitti adam, bakkalda yüzüne bile bakmadan,
"Borcun 50 lira oldu. Borcunu ödemezsen veresiye yok" dedi.
Hiç bir şey diyemedi, İçi öfkeyle doldu adamın.
Kahveye doğru yürüdü, İçinden de dua ediyordu,
"Tanıdık biri olsa bari, Allahım"
Ellerini ovuşturarak girdi kahveye,
Tanıdık birilerini aradı gözleri.
Ama ne yazık ki tanıdık hiç kimse yoktu.
Yüreği sıkıştı, nefes alamadı bir süre.
Cesaretini toplayarak,
Ezile sıkıla, kahveciden bir 20 lira borç istedi.
Gurur mu ? Gurur da ne ki.
Kahveci Haydar ;
"Yok" dedi, "Herkes çayı veresiye içiyor zaten,
Olsa veririm valla"
O soğukta ter bastı adamı, soğuk soğuk terliyordu.
Çoçuklar evde açtı.
Çöktü sandalyeye, omuzları kendinden önce çökmüştü.
Otuz yaşındaki koskoca adam,
Ufalmış ufalmış, yok olmuştu.
Sandalyeden kalkamadı adam,
Eve, eve nasıl gidecekti.
Nasıl bakacaktı çoçuklarının yüzüne,
Ya karısına, canından çok sevdiği karısına ne diyecekti.
Onlara daha fazla acı çektirmeye,
Üzmeye hakkı yoktu.
Kader..,
Kader dedikleri acı çekmek mi?
Yoksa kader,
Çaresizliğe mahkum olmak mı?
Anlayamadı....
Hiç ama hiç anlayamadı....
Kemal KÜÇÜKTEKİN
04.12.2007
KARAMAN
BU BİZİM SEVDAMIZ
Nakış nakış dokuduk aşkı, özenle dokunan kilim gibi,
Sen gözlerini koydun motiflere, bense yüreğimi.
Nakış nakış dokuduk aşkı, simlerle tel tel,
Sen ruhunu koydun motiflere, bense emeğimi.
Saçlarının telleriyle ilmek ilmek dokuduk aşkımızı,
Gökkuşağının ortasında birleştirdik yüreklerimizi.
Gözlerinin mavisiyle, bir güzel süsledik sevdamızı.
Bu bizim sevdamız, nakış nakış dokuduk.
Biz aşkımızı günlerce, sabırla işledik,
Saygı var dokusunda, sevgi ağlarıyla ördük.
Her ilmekte, ışıl ışıl parlıyor mutluluğumuz,
Biz sevdamızı nakış nakış dokuduk.
Motiflere ; Güneş koyduk, ısındı yüreğimiz.
Motiflere ; Çağlayanlar koyduk, coştu sevgimiz.
Motiflere ; Ateş kırmızısı güller koyduk, alevlendi aşkımız.
Motiflerin ortasına ise ; Biz canımızı koyduk,
Bu bizim sevdamız, nakış nakış dokuduk...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
03.12.2007
KARAMAN
SEVDA ÇİÇEKLERİ
Biliyorsun,
Ben, Ziraat Mühendisi'yim,
Yalnızca sevda çiçekleri yetiştirdim,
Sevdalılar için.
Ama benim, hiç sevda çiçeğim olmamıştı.
Ve seni tanıdım.
Gönlümün bahçesinde,
Katmer katmer,
Sevda çiçekleri açacak sandım.
Şimdi bahçemde,
Sevda çiçeklerinin yerini,
Kan çiçekleri aldı.
Kan çiçeklerini, yüreğimin kanıyla suladım.
Sevdalılara, sevda çiçekleri yetiştiremiyorum artık,
Onlara ; Kan çiçekleri de veremem ki.
Neden sevgilim,
Sevdamızı güzelleştirmek varken,
Sevdalılara ; En güzel,
Sevda çiçekleri yetiştirmek varken,
Neden ; Kan çiçekleri.?
Bak yüreğim kanıyor yine,
Batıyor dikenleri.
Ama, kan çiçeklerinin değil,
Batan ; Senin sevdanın dikenleri...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
02.12.2007
KARAMAN
Gönderen
Kemal Küçüktekin
zaman:
08:03
0
yorum
Etiketler: çiçek, sevda, ziraat mühendisi
BİR ÇOÇUK AĞLIYOR
Tamirci dükkanının önünde,
Bir çoçuk ağlıyor.
Hava soğuk mu soğuk,
Lapa lapa kar yağıyor.
Çoçuk gözyaşlarını bile silemiyor,
Çünkü gözyaşları,
Islanan ellerini daha çok üşütüyor.
Bir çoçuk ağlıyor,
Yaşı oniki ya da onüç,
Ama omuzlarındaki yük, ağır mı ağır.
Ustası, krikoyu düşürdüğü için dövmüş,
Kamyon krikosu, kendisinden de ağır.
Bir çoçuk hıçkıra hıçkıra ağlıyor.
Ayaklarındaki ayakkabı paramparça,
Gömleği yağdan görünmüyor,
Başka gömleğide yok değiştirecek.
Ceketide yok sırtında,
Ceketini alamadan, kovdu ustası.
Bir çoçuk ağlıyor.
Kimse sormuyor niye ağladığını.
Donmak üzere çoçuk.
Hamaldı babası, kamyona buğday yüklerken,
Çuvalların altında kalmıştı.
İlkokul birinci sınıftaydı o zaman.
İki de kendisinden büyük kardeşi,
Okulu bırakıp çalışmaya başlamışlardı.
Anneside öldüğü zaman, üç yaşındaydı.
Bir çoçuk ağlıyor,
Kar yağıyor lapa lapa,
Karlarda, ustası gibi yüzüne yüzüne vuruyor.
Kalktı çoçuk, işsiz kalamazdı.
Abileri değilse eve katmazdı.
Korkudan titreye titreye,
Tamirhaneye girip ceketini aldı.
Sobanın yanında ısınmasınada izin vermedi,
Çıkarkende küfrü bastı ustası.
Babası; Erkek adam ağlamaz demişti,
Aklına geldi, gözyaşlarını saklamaya çalıştı.
Şimdi için için ağlıyordu çoçuk.
Gözyaşları,
Yüreğine damlıyordu.
Ve çoçuk, ellerini nefesiyle ısıtarak,
Ceketini giydi.
Ceket te ceket olsa hani.
Tekrar çırak olarak çalışmak için,
Tamirhane dükkanlarının arasında kayboldu.
Ve şehrin üstüne, lapa lapa kar yağıyordu...
Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.12.2007
KARAMAN
AĞLARSIN
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Sensiz sefilliğimi bir görsen,
Geceleri gizli gizli ağladığımı,
Hele, yüreğim isyanlardan,
Paramparça kanadığını,
Tutsam ellerinden,
Gör beni desem,
İnan ki; Halime ağlarsın.
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Hele benim, eski ben olmadığımı görsen,
Gidişinin beni nasıl yıktığını,
Teselliği rakı şişelerinde aradığımı,
Sokaklarda;
Senin adını sayıklayarak sabahladığımı,
Bir görsen; Ağlarsın..
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Gecem yok, uykularım delik deşik,
Yılların kabusunu görüyorum, bir gecede.
Hayallerimde bile yüzün puslu artık,
Yaşamanın bir anlamı kalmadı.
Tutsam ellerinden ;
"Zavallı sevgilim" diye, ağlarsın..
Kemal KÜÇÜKTEKİN
01.12.2007
KARAMAN
